|
Bebek Dostu Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi olarak Ekim 2008 tarihinden buyana belirli tarihlerde hastanemizde anne ve anne adaylarına yönelik olarak Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Nilgün KARABULUT ve Hemşire Asuman GÜRSAN tarafından düzenlenen eğitim 27/ 01/2012 tarihinde saat 13:30:-14:30'da;
·Anne sütünün önemi,
·Uygun emzirme ve emzirme pozisyonları,
· Göğüs problemleri,
·Süt saklama koşulları ve süt sağma teknikleri,
·Emzikli dönemde beslenme,
Gibi konularda anne sütü ile ilgili bilgilendirme, anne sütüne teşvik paneli düzenlenmektedir. Tüm anne ve anne adaylarını “SAĞLIKLI NESİLLER İÇİN ANNE SÜTÜ”diyerek eğitimimize bekliyoruz….
Not: Anne Sütü eğitimlerimiz Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi eğitim salonunda ücretsiz olarak gerçekleşmektedir.
Bebek Dostu Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi olarak Ekim 2008 tarihinden buyana belirli tarihlerde hastanemizde anne ve anne adaylarına yönelik olarak Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Nilgün KARABULUT ve Hemşire Asuman GÜRSAN tarafından düzenlenen eğitim 27/ 01/2012 tarihinde saat 13:30:-14:30'da;
·Anne sütünün önemi,
·Uygun emzirme ve emzirme pozisyonları,
· Göğüs problemleri,
·Süt saklama koşulları ve süt sağma teknikleri,
·Emzikli dönemde beslenme,
Gibi konularda anne sütü ile ilgili bilgilendirme, anne sütüne teşvik paneli düzenlenmektedir. Tüm anne ve anne adaylarını “SAĞLIKLI NESİLLER İÇİN ANNE SÜTÜ”diyerek eğitimimize bekliyoruz….
Not: Anne Sütü eğitimlerimiz Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi eğitim salonunda ücretsiz olarak gerçekleşmektedir.
Who ve Unicef tarafından Bebek Dostu Hastane Unvanı verilen Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi, “anne ve anne adaylarına, Anne Sütünün önemi ve Emzirme teknikleri konulu bir panel düzenledi.
Bebek Dostu Hastane Politikası çerçevesinde, Hayri Sivrikaya Hastanesi Seminer Salonunda düzenlenen panelde anne ve anne adayları,
anne sütünün faydaları ve emzirme teknikleri, emzirmenin 2 yaşına kadar devamlılığı ve ilk 6 ay bebeklere sadece anne sütü verilmesi konularında bilinçlendirildi.
Hastane Eğitim Hemşiresi Esra Akgünoğlu tarafından verilen eğitim, Lansinoh Türkiye işbirliğiyle düzenli olarak verilmeye devam etmektedir.

Duymayan Genç kalmasın!
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte artan cep teflonları Mp 3 Çalar ve Walkman kulaklıklarıyla müzik dinleme alışkanlığı Duyu kaybına neden oluyor bu konuda özellikle gençlere uyarıda bulunan Kulak burun boğaz uzmanı Dr Elif karalı kulakların uzun süre yüksek sese maruz kalmasının kalıcı bir duyu kaybına sebep olabileceğini belirtti.
Özellikle gençlerin kullandığı Mp 3 çalar Walkman ve cep telefonların dan, kulaklıkla müzik dinleme alışkanlığı kulaklara zarar veriyor.Bu konu da özellikle gençlere bir uyarıda bulunan Hayri Sivrikaya Hastanesi Kulak burun Boğaz uzmanı Dr. Elif Karalı Kulağın uzun süre yüksek sese maruz kalmasının işitme kaybına yol açacağını bu işitme kaybının başlangıçta geçici olacağını fakat bir süre sonra kalıcı olabileceğini belirti.12-19 yaş grubunda son dönemde kulaklıkla yüksek ses müzik dinlemeye bağlı işitme kayıplarının arttığını belirten Karalı “Gençlerin sesi çok fazla açmaması gerekiyor .Eğer Kulaklıktan gelen ses 90 desibeli geçiyorsa tehlike çanları çalıyor demektir.Yüksek sese sürekli maruz kalma söz konusu olursa kalıcı duyu kaybı da ortaya çıkar.”Dedi.
Karalı ayrıca Kulaklığın ses şiddetini direk kulak zarına, oradan da iç kulağa ve kulak sinirine yönlendirdiğini ve kulakta kalacak hasarların ilaç veya ameliyat ile tedavi edilemediğini vurguladı.
Dr Karalı son olarak kulak kepçesine takılan kulaklıkların kullanılması gerektiğini kulak içine giren kulaklıkların zararlı Olduğunu ve bu tür kulaklıklarla uzun süre cep telefonu ile konuşmanın da tehlikeli olduğunu belirtti.
Haber;Ozan ERDOĞAN
| Hayri Sivrikaya Hastanesi çalışanlarına beden dili eğitimi verildi |
| Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi çalışanlarına Beden dili ve İletişim konulu bir seminer verildi. Seminere birim yöneticileri ve çok sayıda personel katıldı. |
| Tarih:30.06.2011 |
|
 |
|
|
Özel Hayri Sivrikaya hastanesinde beden dili ve iletişim konulu bir seminer düzenlendi. Hastanenin Tanıtım ve Halkla İlişkiler Müdürü Yelda Cengiz tarafından verilen eğitime, birim yöneticileri ve çok sayıda personel katıldı.
Slayt eşliğinde beden dili konusunda bilgiler verilerek beden dilinde yapılan hareketlerin anlamları uygulamalı olarak gösterildi. Yelda Cengiz “Çalışanlarımızın kişisel gelişimlerini güçlendirme imkanı sağlamak bireysel, toplumsal ve örgütsel yaşamda başarının kapısını aralayacak teorik ve pratik bilgiler sunmak amacıyla bu etkinlikleri düzenliyoruz ve bu tür etkinliklere devam edeceğiz” dedi. (iha) |
Göğüs hastalıkları polikliniğimiz 25.10.2011 tarihinde hizmet vermeye başlamıştır.
Uzm.Dr. Suat KONUK
Solunum testleri
Bronkoskopi
Alerji testi
REFLÜ HASTALIĞI, TANI VE TEDAVİSİ
Reflü Ne Demektir : Kelime anlamı olarak geri akım anlamına gelen reflü; Mide veya oniki parmak barsağında bulunan asidin veya safranın yukarı doğru çıkarak yemek borusuna ve boğaza gelip bir dizi şikayetlere yol açmasıdır. Normalde yemekler ağızdan yemek borusuna oradan mideye ve mideden onikiparmak barsağına doğru ilerler. Yemek borusu ile mide arasında halk arasında mide kapağı olarak adlandırılan bir dizi mekanizma ile mide içeiğinin yemek borusuna geçişi engellenir. Bu mekanizmalardan birinin veya bir kaçının bozulması sonucunda mide içeriği yemek borusuna kaçar ve yemek borusunun alt ucunda tahribat meydana getirir. Buna gasroözefagial reflü (GERH) hastalığı denir. Reflü çok sık görülen bir durumdur. Yaklaşık olarak toplumun %20-40 ında haftada bir kez reflü atağı görülmektedir.
Reflü Neden Olur : Reflü oluşmasınında bir dizi mekanizma vardır. Bu mekanizmaları yapan etkenler şöyle sıralanabilir.
*Mide ile yemek borusu arasındaki kasların yaptığı mide kapağının gevşemesi *Mide fıtığı *Şişmanlık *Mideden fazla asit salgılanması *Mideden yiyeceklerin barsaklara geçişinin yavaşlaması *Sigara ve alkol kullanımı *Fazla yağlı yiyeceklerin yenmesi *Mideye bir seferde aşırı besin gönderilmesi *Sırt üstü yatmak
Reflü Ne Gibi Şikayetlere neden olur: Reflü olan hastalarda tipik şikayetler göğüste yanma ve ağıza acı su gelmesidir.Bazende atipik şikayetler dediğimiz boğazda bir şey takılmış hisi, geniz problemleri, hıçkırık, ses kısıklığı, öksürük gibi şikayetler yapar. Bazende kalp krizi ağrısına benzer bir göğüs ağrısı reflü şikayeti olarak karşımıza çıkar. Bazende yetişkin tipi astım hastalarını incelediğimizde esas nedenin aslında reflü olduğunu görürüz.
Reflüde tanı Nasıl Konur: Reflü hastalığının teşhisinde en önemli faktör hastanın bize anlattıklarıdır. Hastanın şikayetlerine göre reflü olabileceği düşünülür. hastaların % 80 inde sadece konuşarak tanı konulabilir. Ancak kesin tanı için üst gıs endoskopisi ve phmetre dediğimiz kullandığımız bu tanı metodları dünyada olduğu gbib bizde de artık hiç bir yan etki olmadan güvenli bir şekilde ve kolayca uygulanabilir hale gelmiştir.
Endoskopi(gastroskopi) : hasta hafif uyutulduktan sonra ağızdan girilerek yemek borusu ve mide ve oniki parmak barsağı, ucunda bir kamera ve ışık kaynağı olan bükülebilir bir alet yardımı ile oluşan görüntünün tv ekranına yansıtılması ile yapılır.Hasta hiç bir şey hissetmez. Reflünün yemek borusunun alt ucunda yaptığı tahribatı gözle görüp tanı koymamıza yarayan bir yöntemdir. Gastroskopi de hem reflü araştırılır hemde yemek borusu, mide ve onikiparmak barsağındaki kanser, ülser, polip vb. gibi, diğer hastalıların tanısı konulabilir. Aynı zamanda eğer gastroskopide anormal bir şey görülürse bunlardan minik parçalar alıp patolojik ineleme ile kesin tanı koymamızı sağlar.
Eğer gastrsokopide reflünün yemek borusunun alt ucunda yaptığı tahribatı görmezsek ki hastaların çoğunda göremiyoruz o zaman başka bir tetkiklere ihtiyaç duyuyoruz. Bunlar ; ilaçlı mide filmi (ÖMD) PHmetre ve empedans ölçümleri ve manometre gibi tetkiklerdir.
Yemek Borusunda 24 Saatlik Asit (pH) Tayini:(PHmetre): Burundan ince milimetrik bir kateteri mide ile yemek burusunun birleşim yerinin 5 cm yukarısına yerleştirerek yemek borusuna kaçan asidi 24 saat boyunca yanımızda taşıdığımız wolkmen gibi bir alete kayıt edilmesi ile yapılır.Rakamlarla bize kesin olarak reflünün olup olmadığını gösteren bir testtir. Bazende mideye safra reflüsü olur o da yemek buruna geri kaçar ve safra yemek burusu için mide asidinden daha çok tahriş edicidir.O zamanda empedans diye başak bir yöntemle bunu tespit etmek mümkündür
İlaçlı Film Çekilmesi: Hastaya ilaç yutturularak film çekilir ve yemek borusu ya da midedeki yapısal anormallikler (mide fıtığı gibi) tesbit edilir.
Relü tedavisi nasıl yapılır. Reflü tedavisinde 3 seçenek vardır: Hastanın dikkat etmesi gereken
1.Sosyal yaşam önerileri ve diyet ,2. ilaç tedavisi ve 3.antireflü cerrahi.
Reflü hastalığı olan hastaların dikkat etmesi gerekenler şunlardır.
* Sırt üstü yatmamak veya baş normalden daha yukarıda olacak şekilde yatmak Yaklaşık 30 derece. *Mideyi çok dolduracak kadar yememek 3 öğün yerine 6 öğün ve az yemek. *Yatmadan önceki 3 saat içerisinda çay, kahve,alkol, kolalı içecekler ve çikolata gibi besinleri almamak *Sigarayı bırakmak *Yemek yiyip hemen sırtüstü yatmamak *Fazla kiloları vermek *Mide asidini arttıran ilaçları almamak (özellikle aspirin ve bazı ağrı kesici ilaçlar) *Dar pantolon veya etek giymemek *Boğazda gıcık hissedildiğinde sürekli temizlemeye çalışmamak, su içerek veya yutkunarak gidermeye çalışmak
2. ilaç tedavisi
Reflü hastalığında asit salgısını azaltan veya asitin zarar vermesini önleyecek ilaçlar kullanılır. En çok kullanılan ilaçlar proton pompası inhibitörü (PPI) adı verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar en az 6-8 hafta hatta bazen aylarca kullanılırlar. Doktorunuz bu ilaçların dozunu ve süresini size göre ayarlayacaktır. Tipik reflü hastası ilaçları kullandığında şikayetleri tamamen geçer ve reflüsüz gibi olur. Aslında reflüsü tedavi olmamaktadır. Sadece yemek borusuna geri kaçan mide asidinin azalması sözkonusudur. ilaçlar bırakıldığında reflü hemen geri gelir. bu nedenle genellikle bu ilaçların ömür boyu kullanılması gerekir.
3. laparaskopik antireflü cerrahi,
Kişi eğer yaşam beklentisi uzun olan genç biri ise
Diyet-önlem almak istemiyorsa,
İlaçlardan da fayda görüyorsa
Beraberinde mide fıtığı da varsa,
Yemek borusunun alt ucunda reflünün yaptığı tahribat sonucu barret özefatiti dediğimiz özel bir yara varsa
Kişi kalıcı olarak reflüden kurtulmak istiyorsa kurtulmanın en etkili tedavisi anti reflü cerrahi yani ameliyattır.
Reflü ameliyatını laparaskopik yani kapalı olarak genellikle 5-6 milimetrilk delikten sokulan borular vasıtasıyla yapmaktayız. Hasta hastaneye yattığı gün ameliyat olup ertesi gün taburcu edilmekte ve yaklaşık 1 hafta gibi bir süre de de işinin başına dönmektedir.
Ameliyatta temel olarak varsa mide fıtığını onarıp mide ile yemek borusu arasındaki kapak mekanizmasını tekrar oluşturmaktayız. Ameliyattan sonra genelikle yemek borusnun ve mide kapağının bu yeni duruma adaptasyonu için sıvıdan katıya geçiş şeklinde 1hafta -15 gün süren bir diyet vermekteyiz .
Op.Dr.Fikret BAŞTIMAR Genel Cerrahi Uzmanı
Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi Düzce
www.reflücerrahisi.net
reflü tanı ve tedavi kliniği
sorular için mail adresi fbastimar@msn.com
www.reflucerrahi.com.tr
Tel: 0 532 544 33 32
ÜROLOJİ KLİNİĞİ
ÜRİNER SİSTEM TAŞLARININ ESWL İLE AMELİYATSIZ TEDAVİSİ
Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi'nde böbrek ve idrar yolu taşları için Taş kırma (ESWL) Ünitemiz hizmete açılmıştır.
ESWL vücut dışında gönderilen şok dalgalarının idrar yolu ve böbreklerdeki taşlar üzerine hedeflenmesi ile bu taşların kırılmasını sağlayan bir yöntemdir. Dünyada Yirmi yılı aşkın süredir kullanılan bu yöntemin diğer tedavi seçeneklerine ( açık ameliyat ve endoskopik yöntemler ) göre önemli avantajları vardır.
Bu avantajlar;
-Genel anestezi gerektirmemesi,
-Vücutta kalıcı hasar bırakmaması,
-Vücut dışında uygulanabildiği için iş ve güce mani olmamasıdır.

Saygı değer hastamız, ESWL ( Taş Kırma ) işlemi hakkında hazırladığımız bu bilgilendirme formunu lütfen dikkatlice okuyunuz. Burada cevabını bulamadığınız sorularınız olursa lütfen bize sorunuz.
ESWL İle Taş Nasıl Kırılır?
Kırma cihazı, vücut dışından dağınık olarak gönderdiği ses dalgalarını taş üzerine odaklar. Taş üzerinde çakışan ses dalgaları şok etkisi oluşturur. Ritmik olarak tekrarlanan bu şok taşı parçalar.
Taşlar Nasıl Düşer ?
Taş parçaları idrar yolundan geçerek düşerler.
Ağrım Olur mu ?
İşlem sırasında ses dalgalarının şok etkisi ağrıya neden olabilir ve ağrı kesici uygulamak gerekebilir.Kullanılan ilaçlar ; deri döküntüsü, alerjik tablo , solunum sıkıntısı , uyku hali , terleme ve bulantı yapabilir.Bu ilaçlar kullanıldığı takdirde o gün araç kullanılmaması gerekir.
İşlem ban zarar verir mi ?
Şok dalgaları ; böbrekte küçük kanama odaklarına , tansiyon yükselmesine, idrara protein geçişine , idrarda kanamaya ve kalp ritim bozukluğuna yol açabilir.Bütün bunlar geçici olup ciddi sağlık problemlerine yol açmaz.ESWL tedavisi nadiren böbrek etrafında kan toplanmasına ( hematom ) neden olabilir, ancak çoğu müdahale gerekmeden kendiliğinden dağılır.
Kaç seans gerekir ?
Büyük olan ya da zor ve yavaş kırılan taşlarda taş küçülene dek 3-15 günlük aralarla seanslar tekrarlanır.Seans sayısı taşın cinsine ve büyüklüğüne göre değişir.
Başka bir tedavi seçebilir miyim ?
Böbrek taşı tedavisinde , diğer tedavi yöntemleri ( endoskopi ve ameliyat ) ile kıyaslandığında ESWL ‘nin hastaya en az zarar veren etkin ve ekonomik bir tedavi yöntemi olduğu açıktır.Uygun hastalarda ilk tercih mutlaka ESWL olmalıdır.
Taş kırım öncesi ne yapmalıyım ?
Randevuya mutlaka aç geliniz.Mümkünse randevu günü sabah banyo yapınız.Bu mümkün olmazsa müdahale yapılacak vücut bölgesini sabunlu bez yada alkollü pamukla temizleyiniz.
Kan sulandırıcı ilaç alıyorsanız , kalp piliniz varsa , gebelik şüphesi varsa mutlaka bunu hekiminize bildiriniz.Hekiminiz herhangi bie tetkik istemişse yaptırmayı unutmayınız.
Taş kırma sırasında nelere dikkat etmeliyim?
Taş kırma odaklandıktan donra kesinlikle hareket etmemeli, vücut pozisyonu değiştirilmemelidir.( Şut odağı kayar tedavi başarısız olur )
Taş kırma sonrası yapmam gerekenler nelerdir ?
İl gün istirahat ediniz.İdrarınızda kanama , tedavi uygulanan bölgede ağrı olabilir, endişelenmeyiniz.Bol su için , sıcak tatbik edin ve verilen reçeteyi uygulayınız.İlk günden sonra bedensel hareket yapınız. ( özellikle ip atlama veya koşma tavsiye edilir. )
İdrarınızı mutlaka bir kaba alarak taş dökme sürecini kontrol ediniz ve büyük taş parçalarını analiz yaptırmak üzere saklayınız.
Geçmiş olsun.
Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi
ÖN ÇAPRAZ BAĞ REHABİLİTASYONU
Ön çapraz bağ diz içinin en büyük bağlarından biridir. Ön çapraz bağ, arka çapraz bağ ile birlikte dizin sabit kalmasını sağlayarak, uyluk kemiğinin kaval kemiği üzerinden kayma ya da dönme yapmasını engeller. Travma sonrasında dizde en sık yaralanmaya uğrayan bağdır. Ön çapraz bağ yaralanmaları genellikle spor aktiviteleri sırasında; koşarken-kayarken yavaşlama ya da ani olarak yön değiştirmelerde, zıpladıktan sonra yere inerken, dizin dönmesi ve dize gelen direkt darbeler sonrasında gelişmektedir.
Ön çapraz bağ yaralanması olan hastanın cerrahi tedavisi ve sonrasında uygulanacak uygun rehabilitasyon programına alınması tedavi sürecinin olumlu sonuç verebilmesi açısından önemlidir.
Cerrahi tedavi sonrasında zamanında ve uygun şekilde rehabilitasyon programına alınmayan veya geç başlanan durumlarda eklem hareketlerinde kısıtlanma, eklem sertleşmesi, kas gücü kaybı, diz eklemini düzeltmede zorluk, tam bükmede-çömelmede zorluk oluşabilmektedir. Bu da kişinin yaşam aktivitelerini yerine getirmesi sırasında, yürüyüşünde aksaklık, ağrı oluşmasına dolayısı ile yaşam kalitesinin düşmesine neden olmaktadır.
Hastanemizde ön çapraz bağ operasyonundan 10 gün sonra hasta 6–9 hafta süren, uluslar arası Ön Çapraz Bağ Rehabilitasyon Tedavi Protokollerini içeren rehabilitasyon programına alınır. Rehabilitasyon programı;
- Egzersizler
- Soğuk ve sıcak uygulamalar
- Preprioseptif eğitim
- Bisiklete binme
- Kas sitimülasyonu’nu içermektedir.
Tedavi şekilleri ve uygulamaları hafta hafta ilerler. Rehabilitasyon evrelerine göre hedefler farklılaşır. Örneğin erken dönemde hedef eklem bölgesinde şişliğin azaltılması ve ağrının hafifletilmesi, eklem mobilizasyonun sağlanması, hastanın yürütülmesi iken tedavinin ilerleyen dönemlerinde ise hedef diz ve bacak çevresindeki kasların kuvvetlendirilmesidir.
Rehabilitasyon programı sonrasında hastadaki gelişmeleri ve iyileşmeyi kontrol etmek için bazı testler uygulanır. Çıkan sonuçlar Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Uzmanı ve Fizyoterapist tarafından değerlendirilir ve tedavisine yön verilir.
Hastalarımız uygulanan bu tedaviler sonrasında günlük yaşamlarına dönebilir, düz koşu yapabilir, diz eklemini tam bükmede-çömelmede sıkıntı yaşamaz ve iş hayatına dönebilir. Bu sayede kişinin yaşam kalitesi de yükselmiş olur. Sağlıklı günler dileği ile…..
FİZYOTERAPİST
RAMAZAN GEL
ŞOK DALGA TEDAVİSİ (ESWT) NEDİR ?
Şok dalga tedavisi, vücut dışında oluşturulan şok basınç dalgalarının vücudun istenilen bölgesine odaklanmasına dayanan yeni bir noninvaziv tedavi şeklidir.ESWT de amaç ağrının geçici olarak giderilmesi değil,kalıcı olarak bir tedavi sağlamaktır.
ŞOK DALGA TEDAVİSİ (ESWT) NASIL UYGULANIR?
Uygulamada şok sayısı, frekans ve enerji seviyesine göre seans süreleri farklılık gösterebilir. Ortalama bir seans 20-25 dakika sürer. Yumuşak doku uygulamalarında 3-5 seans arasında değişen sürelerde hasta şikayetlerinden kurtulmaktadır.
HANGİ RAHATSIZLIKLARDA ESWT KULLANILABİLİR?
· TOPUK DİKENİ Aşırı zorlanmaya bağlı olarak ayak topuk kemiğinin altında zamanla yırtıklar zedelenmeler oluşur. Daha sonra oluşan doku iltabı ve sertleşmesi yerini kemiksi bir yapıya bırakır. Üzerine bastıkça ağrı hissedilen bir şikayettir.
· TENİSÇİ VE GOLFÇÜ DİRSEĞİ Aşırı kullanıma bağlı olarak ortaya çıkan dirsek ağrı şikayeti.
· KALSİFİYE OMUZ AĞRISI Omuz eklemine yakın tendonlarda kalsiyum depozitlerinin, eklem içinde oluşturdukları enflamasyonun neden olduğu omuz ağrısı şikayetidir.
· İMPİNGEMENT SENDROMU En yaygın omuz şikayeti. Kol 90 derece kaldırıldığında hissedilen ağrı şikayeti.
· TENDİNİTİS veya TENDONİTİS
· TENDOPATHY
· TROCHANTER MAJOR
· ACHİLODYNA
· PATELLAR TİP SYNDROME
ESWT' NİN KULLANILMADIĞI ALANLAR NELERDİR?
Hamileler, kalp pili kullanan ve kanserli hastalarda uygulanmaz. Ayrıca baş boyun ve sinirlere yakın bölgelerde henüz gelişimini tamamlamamış kemiklerde uygulanmaz.
ESWT'NİN YAN ETKİSİ VARMIDIR?
Lokal şişlikler, uygulama esnasında ağrı, kızarıklıklar oluşabilir.
ESWT'NİN BAŞARI ORANI NEDİR?
Topuk dikeninde %85, Tenisçi ve golfçü dirseğinde %70, Omuz kireçlenmesinde %80 başarı oranına sahiptir.
Uz.Dr. Refia DEMİR
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

|