| Kurumsal | Servisler | Online Servisler | Haberler | Görsel Tur | Doktorlarımız | İletişim | Etkinlikler |

ÖNCÜ KOLEJİ ANA SINIFI ÖĞRENCİLERİ HASTANEMİZİ ZİYARET ETTİ

 Anne ve babalarının işyerlerini görmek ve gelecekteki meslekleri hakkında bilgi sahibi olmak isteyen minikler hastanemizi dolaşıp blgi topladılar.

 


ÖN ÇAPRAZ BAĞ REHABİLİTASYONU

ÖN ÇAPRAZ BAĞ REHABİLİTASYONU

Ön çapraz bağ diz içinin en büyük bağlarından biridir. Ön çapraz bağ, arka çapraz bağ ile birlikte dizin sabit kalmasını sağlayarak, uyluk kemiğinin kaval kemiği üzerinden kayma ya da dönme yapmasını engeller. Travma sonrasında dizde en sık yaralanmaya uğrayan bağdır. Ön çapraz bağ yaralanmaları genellikle spor aktiviteleri sırasında; koşarken-kayarken yavaşlama ya da ani olarak yön değiştirmelerde, zıpladıktan sonra yere inerken, dizin dönmesi ve dize gelen direkt darbeler sonrasında gelişmektedir.

Ön çapraz bağ yaralanması olan hastanın cerrahi tedavisi ve sonrasında uygulanacak uygun rehabilitasyon programına alınması tedavi sürecinin olumlu sonuç verebilmesi açısından önemlidir.

Cerrahi tedavi sonrasında zamanında ve uygun şekilde rehabilitasyon programına alınmayan veya geç başlanan durumlarda eklem hareketlerinde kısıtlanma, eklem sertleşmesi, kas gücü kaybı, diz eklemini düzeltmede zorluk, tam bükmede-çömelmede zorluk oluşabilmektedir. Bu da kişinin yaşam aktivitelerini yerine getirmesi sırasında, yürüyüşünde aksaklık, ağrı oluşmasına dolayısı ile yaşam kalitesinin düşmesine neden olmaktadır.

Hastanemizde ön çapraz bağ operasyonundan 10 gün sonra hasta 6–9 hafta süren, uluslar arası Ön Çapraz Bağ Rehabilitasyon Tedavi Protokollerini içeren rehabilitasyon programına alınır. Rehabilitasyon programı;

  • Egzersizler
  • Soğuk ve sıcak uygulamalar
  • Preprioseptif eğitim
  • Bisiklete binme
  • Kas sitimülasyonu’nu içermektedir.

Tedavi şekilleri ve uygulamaları hafta hafta ilerler. Rehabilitasyon evrelerine göre hedefler farklılaşır. Örneğin erken dönemde hedef eklem bölgesinde şişliğin azaltılması ve ağrının hafifletilmesi, eklem mobilizasyonun sağlanması, hastanın yürütülmesi iken tedavinin ilerleyen dönemlerinde ise hedef diz ve bacak çevresindeki kasların kuvvetlendirilmesidir.

Rehabilitasyon programı sonrasında hastadaki gelişmeleri ve iyileşmeyi kontrol etmek için bazı testler uygulanır. Çıkan sonuçlar Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Uzmanı ve Fizyoterapist tarafından değerlendirilir ve tedavisine yön verilir.

      Hastalarımız uygulanan bu tedaviler sonrasında günlük yaşamlarına dönebilir, düz koşu yapabilir, diz eklemini tam bükmede-çömelmede sıkıntı yaşamaz ve iş hayatına dönebilir. Bu sayede kişinin yaşam kalitesi de yükselmiş olur. Sağlıklı günler dileği ile…..

                                                                                          

                                                                                             FİZYOTERAPİST

                                                                                              RAMAZAN GEL


Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniğimizde Şok Dalga Tedavisine başlandı.Şok Dalga Tedavisi ( ESWT ) nedir?

ŞOK DALGA TEDAVİSİ (ESWT) NEDİR ?

Şok dalga tedavisi, vücut dışında oluşturulan şok basınç dalgalarının vücudun istenilen bölgesine odaklanmasına dayanan yeni bir noninvaziv tedavi şeklidir.ESWT de amaç ağrının geçici olarak giderilmesi değil,kalıcı olarak bir tedavi sağlamaktır.

ŞOK DALGA TEDAVİSİ (ESWT) NASIL UYGULANIR?

Uygulamada şok sayısı, frekans ve enerji seviyesine göre seans süreleri farklılık gösterebilir. Ortalama bir seans 20-25 dakika sürer. Yumuşak doku uygulamalarında 3-5 seans arasında değişen sürelerde hasta şikayetlerinden kurtulmaktadır.

HANGİ RAHATSIZLIKLARDA ESWT KULLANILABİLİR?

 

·         TOPUK DİKENİ Aşırı zorlanmaya bağlı olarak ayak topuk kemiğinin altında zamanla yırtıklar zedelenmeler oluşur. Daha sonra oluşan doku iltabı ve sertleşmesi yerini kemiksi bir yapıya bırakır. Üzerine bastıkça ağrı hissedilen bir şikayettir.

·         TENİSÇİ VE GOLFÇÜ DİRSEĞİ Aşırı kullanıma bağlı olarak ortaya çıkan dirsek ağrı şikayeti.

·         KALSİFİYE OMUZ AĞRISI Omuz eklemine yakın tendonlarda kalsiyum depozitlerinin, eklem içinde oluşturdukları enflamasyonun neden olduğu omuz ağrısı şikayetidir.

·         İMPİNGEMENT SENDROMU En yaygın omuz şikayeti. Kol 90 derece kaldırıldığında hissedilen ağrı şikayeti.

·         TENDİNİTİS veya TENDONİTİS

·         TENDOPATHY

·         TROCHANTER MAJOR

·         ACHİLODYNA

·         PATELLAR TİP SYNDROME

ESWT' NİN KULLANILMADIĞI ALANLAR NELERDİR?

Hamileler, kalp pili kullanan ve kanserli hastalarda uygulanmaz. Ayrıca baş boyun ve sinirlere yakın bölgelerde henüz gelişimini tamamlamamış kemiklerde uygulanmaz.

ESWT'NİN YAN ETKİSİ VARMIDIR?

Lokal şişlikler, uygulama esnasında ağrı, kızarıklıklar oluşabilir.

ESWT'NİN BAŞARI ORANI NEDİR?

Topuk dikeninde %85, Tenisçi ve golfçü dirseğinde %70, Omuz kireçlenmesinde %80 başarı oranına sahiptir.

                                                                                             Uz.Dr. Refia DEMİR  

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

 

 

 


REFLÜ HASTALIĞI, TANI VE TEDAVİSİ

REFLÜ HASTALIĞI, TANI VE TEDAVİSİ

      Reflü Ne Demektir : Kelime anlamı olarak geri akım anlamına gelen reflü;  Mide veya oniki parmak barsağında bulunan asidin veya safranın  yukarı doğru çıkarak yemek borusuna ve boğaza gelip bir dizi şikayetlere yol açmasıdır.  Normalde yemekler ağızdan  yemek borusuna oradan mideye ve mideden onikiparmak barsağına doğru ilerler. Yemek borusu ile mide arasında halk arasında mide kapağı olarak adlandırılan bir dizi mekanizma ile mide içeiğinin yemek borusuna geçişi engellenir. Bu mekanizmalardan birinin veya bir kaçının bozulması sonucunda mide içeriği yemek borusuna kaçar ve yemek borusunun alt ucunda tahribat meydana getirir. Buna gasroözefagial reflü (GERH) hastalığı denir.  Reflü çok sık görülen bir durumdur.  Yaklaşık olarak  toplumun %20-40 ında haftada bir kez reflü atağı görülmektedir.

Reflü Neden Olur :  Reflü oluşmasınında bir dizi mekanizma vardır. Bu mekanizmaları yapan etkenler şöyle sıralanabilir.   

*Mide ile yemek borusu arasındaki kasların yaptığı mide kapağının gevşemesi
*Mide fıtığı

*Şişmanlık
*
Mideden fazla asit salgılanması
*
Mideden yiyeceklerin barsaklara geçişinin yavaşlaması
*
Sigara ve alkol kullanımı
*
Fazla yağlı yiyeceklerin yenmesi
*
Mideye bir seferde aşırı besin gönderilmesi
*Sırt üstü yatmak

Reflü Ne Gibi Şikayetlere neden olur: Reflü olan hastalarda tipik şikayetler göğüste yanma ve ağıza acı su gelmesidir.Bazende atipik şikayetler dediğimiz boğazda bir şey takılmış hisi, geniz problemleri, hıçkırık, ses kısıklığı, öksürük gibi şikayetler yapar. Bazende kalp krizi ağrısına benzer bir göğüs ağrısı reflü şikayeti olarak karşımıza çıkar. Bazende yetişkin tipi astım hastalarını incelediğimizde esas nedenin aslında reflü olduğunu görürüz.

Reflüde  tanı Nasıl Konur: Reflü hastalığının teşhisinde en önemli faktör hastanın bize anlattıklarıdır. Hastanın şikayetlerine göre reflü olabileceği düşünülür. hastaların % 80 inde sadece konuşarak  tanı konulabilir. Ancak kesin tanı için üst gıs endoskopisi ve phmetre dediğimiz  kullandığımız  bu tanı metodları dünyada olduğu gbib bizde de artık hiç bir yan etki olmadan güvenli bir şekilde ve kolayca uygulanabilir hale gelmiştir.

Endoskopi(gastroskopi) :  hasta hafif uyutulduktan sonra ağızdan  girilerek yemek borusu ve mide ve oniki parmak barsağı, ucunda bir kamera ve ışık kaynağı olan bükülebilir bir alet yardımı ile oluşan görüntünün tv ekranına yansıtılması ile yapılır.Hasta hiç bir şey hissetmez. Reflünün yemek borusunun alt ucunda yaptığı tahribatı gözle görüp tanı koymamıza yarayan  bir yöntemdir. Gastroskopi de hem reflü araştırılır hemde yemek borusu, mide ve onikiparmak barsağındaki kanser, ülser, polip vb. gibi, diğer hastalıların tanısı konulabilir. Aynı zamanda eğer gastroskopide anormal bir şey görülürse bunlardan minik parçalar alıp  patolojik ineleme ile kesin tanı koymamızı sağlar.

 Eğer gastrsokopide reflünün yemek borusunun alt ucunda yaptığı tahribatı görmezsek ki hastaların çoğunda göremiyoruz o zaman başka bir tetkiklere ihtiyaç duyuyoruz. Bunlar ; ilaçlı mide filmi (ÖMD) PHmetre ve empedans ölçümleri ve manometre gibi tetkiklerdir.

Yemek Borusunda 24 Saatlik Asit (pH) Tayini:(PHmetre): Burundan ince  milimetrik bir kateteri mide ile yemek burusunun birleşim yerinin 5 cm yukarısına yerleştirerek  yemek borusuna kaçan asidi 24 saat boyunca yanımızda taşıdığımız wolkmen gibi bir alete kayıt edilmesi ile  yapılır.Rakamlarla bize kesin olarak reflünün olup olmadığını gösteren bir testtir. Bazende  mideye safra reflüsü olur o da yemek buruna geri kaçar ve safra yemek burusu için  mide asidinden daha çok  tahriş edicidir.O zamanda empedans diye başak bir yöntemle bunu tespit etmek mümkündür

İlaçlı Film Çekilmesi: Hastaya ilaç yutturularak film çekilir ve yemek borusu ya da midedeki yapısal anormallikler (mide fıtığı gibi) tesbit edilir.

Relü tedavisi nasıl yapılır. Reflü tedavisinde 3 seçenek vardır: Hastanın dikkat etmesi gereken

1.Sosyal yaşam önerileri ve diyet ,2. ilaç tedavisi ve 3.antireflü cerrahi.

Reflü hastalığı olan hastaların dikkat etmesi gerekenler şunlardır.

* Sırt üstü yatmamak veya baş normalden daha yukarıda olacak şekilde yatmak Yaklaşık 30 derece.
*Mideyi çok dolduracak kadar yememek 3 öğün yerine 6 öğün  ve az yemek.
*Yatmadan önceki 3 saat içerisinda çay, kahve,alkol, kolalı içecekler ve çikolata gibi besinleri almamak
*
Sigarayı bırakmak
*Yemek yiyip hemen sırtüstü
yatmamak
*
Fazla kiloları vermek
*
Mide asidini arttıran ilaçları almamak (özellikle aspirin ve bazı ağrı kesici ilaçlar)
*
Dar pantolon veya etek giymemek
*Boğazda gıcık hissedildiğinde sürekli temizlemeye çalışmamak, su içerek veya yutkunarak gidermeye çalışmak

2. ilaç tedavisi

Reflü hastalığında asit salgısını azaltan veya asitin zarar vermesini önleyecek ilaçlar kullanılır. En çok kullanılan ilaçlar proton pompası inhibitörü (PPI) adı verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar en az 6-8 hafta hatta bazen aylarca kullanılırlar. Doktorunuz bu ilaçların dozunu ve süresini size göre ayarlayacaktır. Tipik reflü hastası ilaçları kullandığında şikayetleri tamamen geçer  ve reflüsüz gibi olur. Aslında reflüsü tedavi olmamaktadır. Sadece yemek borusuna geri kaçan mide asidinin azalması sözkonusudur. ilaçlar bırakıldığında reflü hemen geri gelir. bu nedenle genellikle bu ilaçların  ömür boyu kullanılması gerekir.

3. laparaskopik antireflü cerrahi,

Kişi  eğer yaşam beklentisi uzun olan genç biri ise

Diyet-önlem almak istemiyorsa,

İlaçlardan da fayda görüyorsa

Beraberinde mide fıtığı da varsa,

Yemek borusunun alt ucunda reflünün yaptığı tahribat sonucu barret özefatiti dediğimiz özel bir yara varsa

Kişi kalıcı olarak reflüden kurtulmak istiyorsa kurtulmanın en etkili tedavisi anti reflü cerrahi yani ameliyattır.

 Reflü ameliyatını  laparaskopik yani kapalı olarak genellikle 5-6 milimetrilk delikten sokulan borular vasıtasıyla yapmaktayız. Hasta hastaneye yattığı gün ameliyat olup ertesi gün taburcu edilmekte ve yaklaşık 1 hafta gibi bir süre de de işinin başına dönmektedir.

Ameliyatta temel olarak varsa mide fıtığını onarıp mide ile yemek borusu arasındaki kapak mekanizmasını tekrar oluşturmaktayız.  Ameliyattan sonra genelikle yemek borusnun  ve mide kapağının bu yeni duruma adaptasyonu için sıvıdan katıya geçiş şeklinde 1hafta -15 gün süren bir diyet vermekteyiz .

 

Op.Dr.Fikret BAŞTIMAR Genel Cerrahi Uzmanı

Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi Düzce

www.reflücerrahisi.net

reflü tanı ve tedavi kliniği

sorular için mail adresi fbastimar@msn.com

www.reflucerrahi.com.tr

Tel: 0 532 544 33 32

 


Cumhuriyet Mah. D-100 Karayolu DÜZCE | Tel: 0.380.5242592 | Faks: 0.380.5247741 |www.hsh.com.tr | info@hsh.com.tr
© 2006 - 2010 Hayri Sivrikaya Hastanesi   Web TasarımNeo Tasarım Hizmetleri + Colors Reklam