Pencereyi kapat Kapat
ÇALIŞMA SAATLERİ DEĞİŞİKLİĞİ

Sayın Halkımıza Duyurulur

Hastanemizde Cumartesi günleri hasta kabul saati 08:30-16:00 olarak yeniden düzenlenmiştir.

HASTANEMİZE 10 YILDIR EMEK VEREN ÇALIŞMA ARKADAŞLARIMIZA TEŞEKKÜR PLAKETİ VERDİK

HASTANEMİZE 10 YILDIR EMEK VEREN ÇALIŞMA ARKADAŞLARIMIZA  TEŞEKKÜR PLAKETİ VERDİK      

 

Hastanemizin kurulduğu 2006 yılından bu yana bir fiil çalışan mesai arkadaşlarımıza teşekkür plaketi verdik. Başhekimimiz Op.Dr.İsmail Şanlı, İletişim ve Pazarlama Direktörümüz Nusret Erek ,Başhemşiremiz Nilgün Karabulut, Tanıtım ve Halkla İlişkiler Müdürümüz Seda Ayan’ın katıldığı plaket töreni seminer salonumuzda gerçekleşti. Burada konuşan Başhekim Op.Dr.İsmail Şanlı, ‘Sizin emekleriniz çok fazla. Sizler çok daha fazlasını hak ediyorsunuz.

Nice yıllarda hep beraber mutluluk ve huzurla çalışmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyoruz’ dedi. 

     10.yıl pastasının kesilmesinin ardından 2006-2016 yılları arasında gösterdikleri titiz ve özverili çalışma için Radyoloji Uzmanımız Dr. Murat Başaran başta olmak üzere tıbbi hizmetler, iletişim ve pazarlama, halkla ilişkiler, destek hizmetler birimlerinde görev yapan 19 mesai arkadaşımıza teşekkür plaketleri takdim edildi. Başarı dilekleri sonrası fotoğraf çekimi ile kutlama programı noktalandı.

 

 

KREMPARKTA STAND AÇIP ÜCRETSİZ CİLT BAKIMI YAPTIK

Geçtiğimiz ay Krempark’ta stand açarak medikal estetik birimimiz başta olmak üzere hastanemizde verilen hizmetler, doktorlarımız ve yenilikler hakkında halkımızı bilgilendirdik. Özellikle mezoterapi, botoks, PRP, lazer epilasyon ve saç ekiminin konuşulduğu standımıza vatandaşlar ilgi gösterdiler. Standımıza gelen bayanlara ücretsiz cilt bakımı da yaptığımız gün oldukça keyifli ve hareketli geçti.

 

DÜZCESPOR’UN SAĞLIĞI BİZE EMANET

DÜZCESPOR’UN SAĞLIĞI BİZE EMANET

 Düzcespor Başkanı Mehmet Saygun, hastanemiz ile futbolcuların sağlık taramalarını ve ilerideki zamanlarda oluşacak sağlık kontrollerini yaptırmak için anlaşma imzaladı. Protokolün imzalanmasının ardından Düzcespor Başkanı Saygun, şunları söyledi: “Yeni yönetim yeni takım dedik yenilikler yapacağız dedik. Bu gün bunlara bir tanesini daha ekliyoruz. Özel Hayri Sivrikaya hastanesiyle de yeni oluşacak takımımızın, futbolcularımızın sağlık taramaları ve ileriki zaman da oluşacak topçularımızdaki sağlık kontrollerini Özel Hayri Sivrikaya hastanesiyle beraber yapmayı planlıyoruz. Bu gün bura da bu protokolü imzalıyoruz. Başka kurumlarla da protokollerimiz olacak bunları da sizlerle paylaşacağız.” Hastanenin İletişim ve Pazarlama Direktörü Nusret Erek de protokole ilişkin görüşlerini şöyle paylaştı: “böyle bir konu da sağlık sponsoru olarak sevgili düzce sporumuza hizmet etmekten övünç duyacağız futbolcularımız olsun yönetici kadromuz olsun, antrenörlerimizin olsun her türlü sağlık problemlerini ve kontrollerini elimizden geldiğince süratli ve en güzel şekilde yapmaya çalışacağız. Dolayısıyla yeni sezonda da düzce sporumuza başarılar diliyoruz. İnşallah ve hayırlısıyla güzel yerlere gelirler. Hayırlı olsun diyelim ve protokolümüzü imzalayalım.”  

TÜED ÜYELERİ İNDİRİMLİ HİZMET ALACAKLAR

TÜED ÜYELERİ İNDİRİMLİ HİZMET ALACAKLAR

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Düzce Şubesi ile hastanemiz arasında protokol imzalandı. 
Hastanemizde gerçekleştirilen imza törenine TÜED Düzce Şube Başkanı İrfan Hakoğlu ile Başkan Yardımcısı Adnan Ayaz, hastanemiz İletişim ve Pazarlama Direktörü Nusret Erek ile Genel Koordinatörümüz Op.Dr.Sedat Çelikel katıldılar. İmza sonrası konuşan Başkan Hakoğlu, ‘Hayırlı olsun. İnşallah emeklilerimize bir faydamız dokunur. Bütün emeklilerimizi ve ileride emekli olacak tüm çalışanları derneğimize üye olarak görmek, bayrağı onlara devretmek istiyoruz’ dedi. 1970 yılından bu yana faaliyette olan ve merkezi Ankara’da bulunan Türkiye Emekliler Derneği’nin Düzce Şubesi 2007 yılında açılmıştı. Yurt genelinde yüzün üzerinde şubesi ve 100 binin üzerinde üyesi bulunan derneğin Düzce Şube’sinin de 3 binin üzerinde üyesi bulunuyor. İmzalanan protokol sayesinde bu emeklilerimiz hastanemizdeki hizmetlerden indirimli olarak faydalanacaklar.

TES-İŞ SENDİKASI ve SEDAŞ ile PROTOKOL İMZALADIK

TES-İŞ SENDİKASI ve SEDAŞ ile PROTOKOL İMZALADIK

TES-İŞ SENDİKASI ve SEDAŞ ile protokol imzaladık. Hastanemizde gerçekleştirilen imza törenine Sakarya TES-İŞ Şube Başkanı İrfan Kabaloğlu, Sakarya TES-İŞ Şube Sekreteri Naci Çolak, TES-İŞ Bolu Baş Temsilcisi İlhan Özdemir, Düzce TEŞ-İŞ Sendika Temsilcisi Ali Osman Kaya, SEDAŞ Düzce İl Sorumlusu Hakan Çelik ve SEDAŞ Düzce İnsan Kaynakları Sorumlusu Ayhan Yıldırım katıldılar. TES-İŞ Sendikası üyeleri ve SEDAŞ çalışanları ile birinci derece yakınlarının faydalanacakları protokol için imza atan TES-İŞ Şube Başkanı İrfan Kabaloğlu, ‘Üyelerimize böyle bir imkan sağladığımız için çok mutluyuz. Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi’ne teşekkürlerimizi sunuyoruz’ dedi. İletişim ve Pazarlama Direktörümüz Nusret Erek; yapılan protokolden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, ‘En kaliteli sağlık hizmetini sunmak adına çalışacağız’ diye konuştu. 

 

Anne Sütü Eğitimi

Bebek Dostu Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi olarak Ekim 2008 tarihinden bu güne kadar belirli tarihlerde hastanemizde anne ve anne adaylarına yönelik olarak Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Nilgün KARABULUT ve Hemşire Asuman GÜRSAN tarafından düzenlenen eğitim 03/12/2014 tarihinde saat 13:30:-14:30'da;

· Anne sütünün önemi,

· Uygun emzirme ve emzirme pozisyonları,

· Göğüs problemleri,

· Süt saklama koşulları ve süt sağma teknikleri,

· Emzikli dönemde beslenme,

Gibi konularda anne sütü ile ilgili bilgilendirme, anne sütüne teşvik paneli düzenlenmektedir. Tüm anne ve anne adaylarını “SAĞLIKLI NESİLLER İÇİN ANNE SÜTܔdiyerek eğitimimize bekliyoruz….

Not: Anne Sütü eğitimlerimiz Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi eğitim salonunda ücretsiz olarak gerçekleşmektedir.

BEL FITIĞI KABUSUNUZ OLMASIN!..

 BEL FITIĞI KABUSUNUZ OLMASIN!..

Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Bülent Gülensoy, bel fıtığı hakkında merak edilenleri yanıtladı. Gülensoy, bel fıtığının belirtilerini, teşhis ve tedavi yöntemlerini anlattı. 

1.Bel fıtığı kimlerde görülür?

Erişkinlerin %80’i hayatlarının bir döneminde en az bir kez bel bölgesindeki ağrıdan yakınmaktadır. Bel fıtığı, genelde 30- 60 yaş arasındaki erişkin grupta sık görülmesine rağmen, hemen her yaşta ortaya çıkabilir. Bel fıtığının özellikle görüldüğü bir gruptan ziyade, bel fıtığına yol açabilecek risk faktörlerinden söz edilmelidir.

2. Risk faktörleri nelerdir?

Obezite: Aşırı kiloluluk bel fıtığının en sık nedenidir. Vücudumuzun ağırlığını omurgamız tasır. Omurganın esnekliğini sağlayan ve bir tür destek yastığı olarak görev gören disklerin aşırı baskıya maruz kalması, deforme olmasına ve şeklinin bozulmasına yol açar. Normal şeklini kaybederek dışarıya doğru kabaran, fıtıklaşan disk, baskı yaptığı sinirin fonksiyonlarını etkileyerek değişik belirti ve bulgulara neden olur. Gebelikte de vücudun ağırlık merkezinin öne doğru yer değiştirmesi omurgaya ek yük binmesine neden olur.

Hareketsizlik: Vücudumuzun yükünü taşıyan sadece omurgamız değildir. Omurga boyunca uzanan tüm boyun, sırt ve bel kasları, karın kaslarının da fonksiyonu çok önemlidir. Hareketsiz yaşam, düzenli egzersiz yapmama gibi durumlarda kaslar yeterince güçlü olmadığından, kasların taşıması gereken vücut ağırlığı da omurganın üzerine ek yük getirir. Bu yük, disklerin üzerine binerek fıtıklaşmalarına neden olur.

Sigara içme: Sigaranın disk dejenerasyonlarını artırdığı, iyileşmeyi yavaşlattığı birçok yayında bildirilmektedir.

Günlük yaşamda omurga fizyolojisine uygun hareket etmemek: Günlük yaşantımızda farkında olmadan yük kaldırma, nesneleri itme, çekme gibi yaptığımız bir dizi harekette, omurga fizyolojisine uygun davranılmalıdır. Yerden bir yük kaldırılırken mutlaka dizler kırılarak çömelmeli, yük sonra kaldırılmalıdır. Omuz üstüne yük kaldırılırken ( Çamaşır asma, dolap yerleştirme gibi) dikkat edilmeli, varsa bir merdiven, sandalye gibi bir yükseklik üzerinden bu işler yapılmalı, yukarı doğru uzanılmamalıdır. Günlük çalışma sırasında özellikle masa başında, tam dik pozisyonda oturmalı ve sandalye bel girintisini destekleyecek biçimde seçilmelidir. Sandalyenin uygun olmadığı durumlarda, bel girintisini destekleyecek ilave bir yastık aynı işi görecektir. Yataktan kalkarken aniden bele yük bindirerek doğrulmaktan kaçınılmalıdır. Önce yan dönmeli, sonra ayakları yatak kenarından aşağı sarkıtıp dirseklerden destek alınarak doğrulanmalıdır.

Meslekle ilgili olan faktörler: Ağır fiziksel aktivite ve ağır kaldırma gerektiren meslekler. (Ör: İnşaatlarda çalışanlar), Devamlı öne eğilme, eğilerek dönme gerektiren meslekler, Araba, otobüs, kamyon, kullanma gibi vücudu sürekli vibrasyona maruz bırakan meslekler, Uzun süre ayakta durma veya oturma gerektiren meslekler, Futbol, halter, kürek ve güreş sporlarıyla uğraşan kişilerde bel ağrısı ve bel fıtığı sıklığı artmaktadır.

3. Bel fıtığından nasıl korunulur? Riskli pozisyonlar ve hareketler nelerdir?

Yerdeki cisimleri dizleri kırmadan eğilerek kaldırmak, dizleri kırmadan ağır nesneleri itmek ve çekmek, omuz üstüne yük kaldırmak ve yukarı doğru uzanmak, masa başında uzun süre bel desteği olmaksızın çalışmak, elde uzun mesafelerde ağır yük taşımak bel fıtığını davet edici olaylardır. Aynı biçimde düzenli egzersiz yapmak da bel fıtığının önlenmesinde son derece yararlıdır. Tüm önlemlere karşın bel fıtığı gelişebilir. Bu durumda başvurulacak bir beyin ve sinir cerrahının önerilerine dikkat edilmelidir.

4.Her bel ağrısı bel fıtığı mıdır? Her bel fıtığı ameliyat gerektirir mi?

Bel ağrılarının ancak %3’ü ameliyat edilmesi gerekli bel fıtıklarından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle hekim muayenesi ve yapılacak incelemelerin sonuçlarına göre ilk önerilen yatak istirahati ve ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçların kullanılmasıdır. Alınan bu önlemlere karşın ağrı ve bacaklarda uyuşukluk ve kas güçsüzlükleri geçmezse çözüm ameliyattır.

5.Sert yatak istirahatı doğru mudur? Hangi pozisyonda yatmak uygundur?

İstirahatta tabu haline gelen bir öneri sert yatak önerisidir. Sert yataktan kastedilen, üzerine yatmakla şekli bozulmayan, vücudun şeklini alabilen yatakların kullanılmasıdır. Günümüzde ticari piyasada üretilen birçok yatak markası bu ihtiyacı karşılamaktadır. Bu nedenle özellikle sert bir zeminin istirahat amacıyla yaratılması gerekli değildir. Hastanın rahat ettiği pozisyon en iyi yatma pozisyonudur, özellikle dizlerin kırılması araya bir yastık konması da ağrıyı azaltır.

6.Bel Fıtığının belirtileri nelerdir?

Tek veya her iki bacağa vuran ağrılar, ayaklarda uyuşmalar, hareket kısıtlılıkları, yürüme ve oturmada güçlük bel fıtığının belirtileridir. Bel fıtığı ilerlerse iktidarsızlık, çabuk yorulma, idrarını tutamama, yürüyememe gibi belirtiler de eklenebilir.

7.Bel Fıtığı Teşhisi Nasıl Konur?

Günümüzdeki modern tanı yöntemlerinden olan Manyetik Rezonans(MR) ile bel fıtığı teşhisi kolaylıkla konulmakta ve derecesi belirlenebilmektedir. EMG (Sinir ölçüm testi) de bazı olgularda gerekmektedir. Ancak Bel fıtığının teşhisinde altın standart; klinik muayene ve hekimin gözlemleme tecrübesidir.

8.Bel Fıtığının Tedavisi Nasıl Yapılır?

a)Başlangıç Safhası: Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir. Hastaya yapılacak öneriler şunlardır:

·Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.

·Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.

·Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir.

·Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir sandalye veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir.

·Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.

·Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir.

·Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahatı yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

b)Bel Fıtığı İlerlerse: Eğer yukarıdaki önerilere, istirahata ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanabilir. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta fizik tedavi uzmanının önerdiği sürece tedaviye devam etmelidir Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske röntgen altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak, lokal anestezi altında hasta uyumadan ameliyathane şartlarında yapılır ve hastanede yatma gerektirmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur ve başarı yüzdesi çok yüksek değildir. Lazerle diskektomi de nükleoplastiye benzer bir metottur.

c)Ameliyat Gerektiren Durumlar: Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, idrar tutamama varsa, dayanılmaz ağrılar mevcutsa veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda kuvvetsizlik gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ama mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

9.Cerrahi tedavisi nasıl olur?

Bel fıtığı ameliyatlarında amaç fıtıklaşan kısımla birlikte diskin çekirdeğini boşaltmak ve sinir üzerindeki baskıyı kaldırmaktır.

Klasik yöntem: Genel anestezi altında, belde yapılan 4-5 cm.lik bir kesiyle girilip fıtığa ulaşılır ve disk çıkartılır. Günümüzde sık kullanılmamaktadır.

MİKRODİSKEKTOMİ (mikrocerrahi) yöntemi: Klasik yöntemdeki uygulamalar, ameliyat mikroskobu eşliğinde gerçekleştirilir. Kesinin 2-3 cm. gibi küçük olması, daha az hacimde kas dokusuyla uğraşılması gibi avantajları vardır. Hastanede bir gün kalınır. Nüks ve komplikasyon oranı çok düşüktür.

BİLİNÇSİZCE YAPILAN DİYETLER

BİLİNÇSİZCE YAPILAN DİYETLER

 

 

Son zamanlarda medyada yalan yanlış var olan diyetlere ilginin arttığı gözlenmektedir. Bu konuda bireylerin bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyim.

 

Düşük kalorili, kısa sürede kilo vermeyi vaat eden diyetler vücudumuzun ihtiyacı olan besin ve enerjiyi sağlayamamaktadır. Evet bu tür diyetlerle zayıflarsınız, fakat tartıya çıktığınızda sahte rakamlarla zayıfladığınızı görürsünüz. Çünkü bu zayıflık kas ve su kaybı sonucu ortaya çıkan değerlerdir. Vücut günlük alması gereken enerjiyi düşük kalorili ve kısa sürede zayıflamayı vaat eden diyetlerle karşılayamaz. Eksik kalan enerjiyi kaslardaki proteinleri yıkarak ve karaciğerde depo edilen glikojeni kullanarak tamamlamaktadır. Uzun süre enerjinin bu şekilde sağlanması ilerleyen zamanlarda vücutta hipoglisemi(düşük kan şekeri), halsizlik, güç kaybı, aşırı yorgunluk, uyku hali, konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, baş ağrısı, kardiyak aritmi, konstipasyon (kabızlık),  diyare (ishal), tırnak kırılması, saç dökülmesi gibi sorunlar ortaya çıkarır. Aynı zamanda vücuda verdiği zararlardan biri de metabolizma hızını yavaşlatmasıdır. Metabolizma hızı vücuttaki yağ ve kas doku kütlesine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Kas kütlesinin yoğunluğu metabolizmanın hızlı çalışmasını sağlar. Bu da daha fazla yağ yakımı demektir.

 

Kısacası her bireyin yaşına, boyuna, kilosuna, fiziksel aktivitesine uygun bir diyet programı ile kilo vermeyi hedeflenmesi ve bunu hızlandırmak için günlük fiziksel aktivitelerini artırma yoluna gidilmesi uygun olacaktır.

 

                

KOLAY KİLO VERMENİN YOLLARI NELERDİR ????

KOLAY KİLO VERMENİN YOLLARI NELERDİR  ????

 

Vücutta kas dokusu ne kadar fazla ise o kadar rahat kilo verilirken, yağ dokusunun fazla olmasıyla da o kadar zor kilo verilir. Kolay kilo vermenin en önemli unsuru olan ve vücut için önemli olan kas dokusunu kaybetmeden ve bu dokuyu artırarak kilo vermenin yolları nasıl olabilir?

 

Kaliteli karbonhidrat tüketmek

 

Karbonhidratlar kendi bünyelerinde basit ve kompleks (iyi-kaliteli) karbonhidrat olmak üzere  ikiye ayrılır. Basit karbonhidratlar reçel, bal, şekerlemeler, çay şekeri, meyve şekeri (meyve suyu) basit karbonhidrattır ve basit karbonhidratlar kolay sindirilir, daha hızlı kana geçer, daha çabuk kan şekerini yükselttiği gibi daha erken de acıkmaya sebep olur. Kompleks karbonhidratlar tam tahıllar, baklagiller, meyve ve sebzelerdir. Kompleks karbonhidratların sindirimi uzun sürer,  posa, mineral ve vitamin açısından zengindir. Kompleks karbonhidratlarda posa oranı yüksek olduğu için daha uzun süre tokluk hissi sağlar.

 

 

Proteinden yeterli miktarda yararlanmak

 

Kas kitlemizin artması yeterli karbonhidratla beraber protein bakımından zengin gıdalarla sağlanır. Günde tüketilmesi gereken proteini,  her öğünde protein tüketilebilecek şekilde dağıtmak uzun süre tokluk hissi sağlarken kaslarında artışına sebep olduğu gibi kas kayıplarını da önler.

 

 

Düzenli ve sağlıklı beslenme ile beraberinde egzersiz yapmak

 

Sağlıklı beslenme ile beraber yapılan egzersizler kas kütlesini artırmaya yardımcı olurken yağ yakımını da hızlandırmaktadır. Günlük veya haftalık hafif egzersizlerle bunu sağlamak mümkündür.

  

 

Güne iyi bir kahvaltı ile başlamak

 

Kahvaltı sağlıklı beslenmenin ve zayıflama diyetlerinin olmazsa olmazlarındandır. Güne iyi bir kahvaltı ile başlamak zindelik sağlamanın yanında metabolizmanın hızlı çalışmasına yardımcı olurken bir sonraki öğünlerde de fazla besin tüketilmesini engellemektedir.

 

 

Vücudun temel ihtiyacı olan suyu günde alınması gereken miktarda tüketmek

 

Su canlıların yaşaması için hayati öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Dünyamızın büyük bir kısmını kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Suyun insan vücudunda birçok etkileri vardır.

 

Su vücut sıcaklığını düzenlemede, vücuttaki toksinleri atmada, aldığımız gıdaları sindirmede, metabolizmanın düzenli çalışmasını sağlayarak metabolizmayı hızlandırmada yardımcı olmaktadır. Bu yüzden düzenli bir şeklide günlük alınması gereken su miktarı tüketilmelidir.

 

 

Doğru Kelime Hoşgörü

Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi seminer salonunda düzenlenen panele Düzce Engelliler Derneği Başkanı Erol Altıntaş konuşmacı olarak katıldı. Erol Altıntaş Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi Personeline '' Engellilere Sağlık Hizmeti Sunumu Eğitimi'' konulu bir seminer verdi. Seminerde personel hem bilgilendi hem de Erol Altıntaş'ın keyifli sunumuyla eğlendi. 

http://www.duzcetv.com/haber/11931/dogru-kelimehosgoru.html

26 Ekim Hasta Hakları Günü öncesinde Düzce Doğa Koleji’nde hasta hakları semineri düzenlendi.

Doğa’da seminer

26 Ekim Hasta Hakları Günü öncesinde Düzce Doğa Koleji’nde hasta hakları semineri düzenlendi.

Düzce Doğa Koleji’nde hasta hakları semineri düzenlendi. 26 Ekim Hasta Hakları günü öncesinde Düzce Doğa Koleji Lise Meclis öğrencileri Özel Sivrikaya Hastanesi Tanıtım ve Halkla İlişkiler Müdürü ve Hasta Hakları Sorumlusu olan Yelda Cengiz’ i konuk etti.

Düzce Doğa Koleji Egemen Konferans Salonu’nda gerçekleşen seminere ortaokul 8. sınıf ve lise öğrencileri katıldı. Kime hasta denildiği, hastanelerde mağduriyet durumunda nereye başvurulması gerektiği, hasta haklarının içeriğinin ne olduğu, hastaların ne gibi haklara sahip olduğu hakkında bilgi alan ve sunum izleyen öğrenciler konu ile ilgili sorularını Yelda Cengiz’e yöneltti.

Düzce Özel Hayri Sivrikaya Hastanesinde hem eğitim semineri hem de yangın tatbikatı yapıldı.

Düzce Özel Hayri Sivrikaya Hastanesinde hem eğitim semineri hem de yangın tatbikatı yapıldı.

Engelli vatandaşların hastanelerde daha rahat olmaları ve hastane personelinin engelli vatandaşlara yaklaşımı ve yardımcı olma yöntemlerine ilişkin Tanıtım ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından hastane personeline eğitim semineri düzenlendi. Düzce Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi personeline verilen engelli vatandaşlara sağlık hizmetleri eğitimine konuşmacı olarak Düzce Engelliler Derneği Başkanı Erol Altıntaş katıldı. Engelliliği yaşam kalitesinin düşmesi olarak tanımlayan Altıntaş, kitap okumayan, tiyatroya gitmeyen birinin de yaşam kalitesini düşürdüğü için engelli sayıldığını ifade etti. Engelli vatandaşları anlamak için önce kişinin kendisini anlaması gerektiğini belirten Düzce Engelliler Derneği Başkanı Erol Altıntaş, kendini anlamayan birinin engellileri de anlamayacağını söyledi.

Personele verilen seminerin ardından Özel Düzce Hayri Sivrikaya Hastanesi Tanıtım ve Halkla İlişkiler Müdürü Yelda Cengiz tarafından Düzce Engelliler Derneği Başkanı Erol Altınbaşa'a çiçek ve plaket takdim etti.

Eğitim programının devam ettiği sıralarda Özel Düzce Hayri Sivrikaya Hastanesi'nde yangın tatbikatı da düzenlendi. Personelin yangına her daim hazırlıklı olması için ve olası eksikliklerin giderilmesi için düzenlenen tatbikat ilginç anlara sahne oldu.

Personel başarılı bir şekilde hastaneden çıktıktan sonra yangın söndürme ekipleri bahçede yakılan ateşi söndürmek üzere önce kısa bir eğitim aldı. Eğitimin ardından yangını söndürmek için yangın tüpünü alan personel, tüpün kontrolünü kaybedince ortaya ilginç görüntüler çıktı. Rol icabı ateşin başında yere düşmesi gereken personel yangın tüpünü çalıştırdığı anda dengesini kaybedip gerçekten yere düşünce yangın tüpünü arkadaşlarının üzerine sıktı. Arkadaşlarının müdahale ettiği personel ayağa kaldırıldı. Yangın söndürme eğitiminin ardından tatbikat başarı ile sona erdi.

Who ve Unicef tarafından Bebek Dostu Hastane Unvanı verilen Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi, “anne ve anne adaylarına, Anne Sütünün önemi ve Emzirme teknikleri konulu panellerin bir yenisi 01.03.2013

Who ve Unicef tarafından Bebek Dostu Hastane Unvanı verilen Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi, “anne ve anne adaylarına, Anne Sütünün önemi ve Emzirme teknikleri konulu panellerin bir yenisi 01.03.2013 de yapıldı.

Bebek Dostu Hastane Politikası çerçevesinde, Hayri Sivrikaya Hastanesi Seminer Salonunda düzenlenen panelde anne ve anne adayları, anne sütünün faydaları ve emzirme teknikleri, emzirmenin 2 yaşına kadar devamlılığı ve ilk 6 ay bebeklere sadece anne sütü verilmesi konularında bilinçlendirildi.

Panele katılan Psikolog Buşra CEYLAN ve Diyetisyen Tuğçe KARADUMAN katılımcılara “Doğum Sonrası Depresyon ve Doğum Sonrası Beslenme Önerileri” hakkında faydalı bilgiler aktardı. “Doğum sonrası depresyon ve Emzikli anneler için beslenme” içerikli kılavuzlar dağıtıldı.

Hastane Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Nilgün Karabulut tarafından organize edilen, Hemşire Asuman Gürsan’ ın sunumuyla gerçekleştirilen panel, Lansinoh Türkiye işbirliğiyle düzenli olarak verilmeye devam etmektedir.

 

Who ve Unicef tarafından Bebek Dostu Hastane Unvanı verilen Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi

Who ve Unicef tarafından Bebek Dostu Hastane Unvanı verilen Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi, “anne ve anne adaylarına, Anne Sütünün önemi ve Emzirme teknikleri konulu panellerin bir yenisi 16.07.2012 de yapıldı.

Bebek Dostu Hastane Politikası çerçevesinde, Hayri Sivrikaya Hastanesi Seminer Salonunda düzenlenen panelde anne ve anne adayları, anne sütünün faydaları ve emzirme teknikleri, emzirmenin 2 yaşına kadar devamlılığı ve ilk 6 ay bebeklere sadece anne sütü verilmesi konularında bilinçlendirildi.

Hastane Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Nilgün Karabulut tarafından organize edilen, Hemşire Asuman Gürsan’ ın sunumuyla gerçekleştirilen panel, Lansinoh Türkiye işbirliğiyle düzenli olarak verilmeye devam etmektedir.

 

Mecbur kalmadıkça çıkmayın!
Mecbur kalmadıkça çıkmayın!
SICAĞA BAĞLI ŞİKAYETLER ARTTI
SICAĞA BAĞLI ŞİKAYETLER ARTTI
 
Düzce’de etkili olan sıcaklar hayatı her geçen biraz daha olumsuz etkiliyor.Artan hava sıcaklıkları nedeniyle pek çok kişi rahatsızlanarak sağlık kuruluşlarına başvuruyor. Uzmanlar özellikle güneşin etkili olduğu saatlerde mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmaması uyarısında bulunuyor.
 
13.7.2012 - 13:22

Son yılların en sıcak günlerini yaşayan Düzce’de hastanelerin acil servislerine tansiyon, ishal gibi sıcağa bağlı şikayetlerle gelen hasta sayısında büyük artış oldu.

Son zamanlardaki aşırı hava sıcaklıkları ve nemdeki artışın gerekli önlemler alınmadığı takdirde insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken Hayri Sivrikaya Hastanesi Dâhiliye Uzmanı Ümit Akköse, bu durumdan daha fazla etkilenebilecek olan risk gruplarına dikkatli olun uyarısında bulundu.

Akköse, “Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Normalde terleme ile vücut ısısı dengede tutulmaya çalışılır. Ancak aşın sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısı dengede tutulamaz. Yaşlılar, bebekler ve kronik hastalığı olanlarda terleme mekanizması ile vücut ısısının dengede tutulması her zaman mümkün olmayabilir.” dedi.

“Yine ortamdaki nem oranı yüksekse terleme suretiyle vücut ısısı yeterli düzeyde düşmeyebilir.“ diyen  Dâhiliye Uzmanı Akköse, “Ayrıca şişmanlık, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı, kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler gibi tedavi amaçlı bazı ilaçların kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir.” Dedi.

Sıcak havalarda yükselen vücut ısısının beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabileceğini kaydeden Uzm.Dr.Ümit Akköse, özellikle dört yaşından küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerindeki yaşlıların, Hamilelerin ve Aşırı kilolular gibi risk gurubunda olanların günün en sıcak saatleri olan 10.00–16.00 arasında mecbur kalınmadıkça dışarı çıkmaması gerektiğini belirtti.

HABER:S.KAŞKIR

Mideye Aşırı Yüklenmek Riskli

Mideye Aşırı Yüklenmek Riskli
İFTAR VE SAHURA DİKKAT
İFTAR VE SAHURA DİKKAT
 
Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Fikret Baştımar, Ramazan ayında oruç tutacakların yaklaşık 17 saat aç kalacakları endişesiyle, iftar ve sahurlarda aşırı besleneceklerini hatırlatarak, bu hatalı davranışların genellikle mide rahatsızlıklarına sebep olabileceğini bildirdi.
 
19.7.2012 - 18:09
Ramazan ayında özellikle mide rahatsızlıklarında artış yaşandığına dikkat çeken Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Fikret Baştımar, İftardan sonra mideye aşırı yüklenmenin kalp krizi riskini artıracağını belirtti.
Baştımar,“Ramazanda mide hastalarının özellikle de ülseri olanların oruç tutmaması daha iyi olur. Çünkü oruç tuttuklarında uzun süre aç kalmaları gerekiyor. Mide aç kalınca asit sıvısı artıyor, ülserin delinme riski artıyor. Bu nedenle bu tür hastaların ramazanda oruç tutmamalarını tavsiye ediyoruz.” diye konuştu.
Mide rahatsızlığı olanları oruç tutmamaları tavsiyesinde bulunan Baştımar, oruç tutmak isteyenlerin de mutlaka mide koruyucusu kullanmaları gerektiğini söyledi.
Baştımar, “Midelerinde yaraları olan,  ağrı kesici kullanan hastalarımızın mide rahatsızlıkları artıyor. 12 parmak bağırsaklarında yaraları varsa bunlar delinebiliyor. Eğer mide ülserinden ve 12 parmak bağırsak ülserinden muzdarip vatandaşlarımız varsa oruç tutmamaları daha iyi olur. Eğer oruç tutmak istiyorlarsa da bir mide koruyucu almalı. Herhangi bir rahatsızlık duyduklarında da hemen bir hastaneye başvurarak midelerine baktırmaları daha iyi olur.”dedi.
Mideye Bir Anda Yüklenmeyin
Ramazan ayını sağlıklı geçirmek için dikkat edilmesi gerekenlere vurgu yapan Baştımar, iftar ve sahurda nasıl beslenmeleri gerektiği ile ilgili şu bilgileri verdi:

 “İftarlarını çok hafif öğünlerle açmalılar. Bir çorba içip belli bir süre bekledikten sonra uzun süreye yayarak yemek yemeleri gerekiyor. Yemekleri bol çiğnemeleri, yemeklerden önce ve sonra su içmeleri gerekiyor. Mideyi şişirdiği için yemek esnasında su içememelerini tavsiye ediyoruz. Birden bire yüklenerek mideyi doldurmamaları lazım. Çünkü bunlar kalp krizi riskini artırıyor, birdenbire kusmaya neden olabilir. Kan şekeri ve tansiyonu yükseltebilir. Sahurda da “gün boyu aç kalacağım, mide doldurayım” şeklindeki yaklaşım doğru değil. Midenin 3’te 1’i boş olmalıdır.”

Haber; S. KAŞKIR

Sağlık Rehberinde 3. ve 4. Bölüm yayınlandı

Sağlık Rehberinde 3. ve 4. Bölüm yayınlandı

Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi sosyal sorumluluk projesi kapsamında başlattığı ve Düzce TV iş birliği ile hazırlanan SAĞLIK REHBERİ programlarının 21.03.2012 tarihinde yayınlanan üçüncü bölümünde hastanenin Göğüs Hastalıkları uzmanı Dr.Suat Konuk, 28.03.2012 tarihinde yayınlanan dördüncü bölümünde Genel cerrahi uzmanı Op.Dr. Fikret Baştımar yer aldı.

Göğüs hastalıkları uzmanı Doktor Suat Konuk Uyku Apnesi Sendromu (Uyku Hastalıkları) Alerji ve Alerji Testleri, Bronkoskopi konularında bilgiler aktarırken, Genel cerrahi uzmanı Op.Dr. Fikret Baştımar ise Mide Rahatsızlıkları, Reflü, Endoskopi, Kolonoskopi, Gastroskopi konularında halkı bilgilendirdi, izleyicilerin canlı yayına bağlanarak iletmiş oldukları soru ve sorunlar Op.Dr. Fikret Baştımar tarafından yanıt bulurken, vatandaşların yoğun ilgisi ve canlı yayında memnuniyetlerini dile getirmeleri de gözlerden kaçmadı.

Mehmet İbrahimoğlu’ nun sunuculuğunu yaptığı program yeni konu ve uzman konuklarıyla ekrana gelmeye devam edecek.

Hayri Sivrikaya Hastanesinden Rahatlatan Açıklama

Hayri Sivrikaya Hastanesinden Rahatlatan Açıklama

 

Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi tarafından yapılan açıklamada özel hastanelerin yüzde 90 oranında katılım ücreti alacağı konusunun yanlış anlaşıldığı ödenmesi gereken tutarın 90 lira değil maksimum 24 lira olacağı bildirildi.

Son dönemde gündeme gelen özel hastanelerin katılım paylarının yüzde 90’a çıkarılması konusu vatandaşlar tarafından yanlış anlaşılınca Düzce Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi tarafından konuya açıklık getirildi

Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, vatandaşların muayene ücreti olarak 90 lira ödemeyeceği vurgulanarak “_Bu konu halkımız tarafından 90 lira ilave ücret ödeme olarak yanlış anlaşılmaktadır, kurum karşıladığı sağlık hizmeti bedelinin %90 kadarını ilave ücret olarak alma hakkı vermiştir, hastane, Sosyal Güvenlik Kurumu’na  önceden bildirmek ve altı ay süreyle değiştirmemek kaydıyla bu oranı geçmeyecek şekilde ilave ücret alabilir” açıklaması yapıldı.

Örneğin 24 lira ortopedi muayenesinden alınacak  ilave ücret maksimum 24 liranın %90 olan 22 liradır. Dolayısıyla halkımızın muayeneye 90 lira ödeyeceğini düşünmesi yanlış anlaşılan bir konudur.

Ayrıca hastanemizde Sağlık Uygulama Tebliği gereği ilave ücret alınamayacak hizmetler konusunda son derece hassas davranılmaktadır. Başladığı ilk günden itibaren mevzuat çerçevesinde hareket eden hastanemiz bundan sonrada bu konuda örnek olmaya devam edecektir. Halkımız merak ettikleri her konuda 524 16 66 numaralı telefonumuzu arayarak  bizlerden her konuda bilgi alabilirler” şeklinde açıklamalarda bulunuldu.
%90 Fark Ücreti Uygulamasına Hastane Yönetiminden Açıklama

28.03.2012 tarihinde hastanemiz yönetimi tarafından yapılan basın toplantısında

mevzuattaki son değişiklikleri içeren güncel bilgiler halka duyuruldu ve yanlış anlaşılmalara açıklık getirildi.

Toplantıda özellikle hastanemizde uygulanan fark ücretleri başta olmak üzere, halkın merak ettiği birçok konu

basın mensupları aracılığıyla duyuruldu.

 

15 Kasım 2006 tarihinde faaliyete başlayan hastanemiz 26.04.2007 tarihinde SGK ile sözleşme yapmış, bu tarihten itibaren SGK hastalarına hizmet vermeye başlamıştır.               16 Şubat 2012 tarihinde SGK ile sözleşmemiz yenilenmiştir.

Bunun yanı sıra hastanemizin 18 özel sigorta ile anlaşması bulunmakta olup hizmet verdiği portföyü genişletmeye devam ederek bölgede referans hastane olma yönünde ilerlemektedir.

ISO 9001–2008 Kalite Yönetim Sistem Belgesine sahip hastanemiz 2010 ve 2011 yıllarında geçirdiği dış denetimlerle sistem şartlarını sağladığını kanıtlamış ve mevcut belgesini muhafaza etmiştir.

Halen 22 Uzman 4 Pratisyen Hekim ile, donanımlı 4 Ameliyathane, Acil Servis, Yoğun Bakım Ünitesi ve yakında devreye girecek olan Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi ile hizmet vermeye devam etmektedir.

Hastanemiz 2010 ve 2011 yıllarında Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Hizmet Kalite Standartları denetlemelerinden başarıyla çıkarak B GRUBU HASTANE  olmayı başarmıştır. Ayrıca 2012 yılında yapılan düzenleme ile ilave ücretler konusunda birinci sınıf hastaneler arasına girmeye hak kazanmıştır.

İlk olarak halkı bilgilendirmek istediğimiz konu YEŞİL ALAN MUAYENESİ konusudur. Bu konu genel olarak halkımız tarafından yanlış anlaşılmaktadır. Acil hal tanımı şudur:          Ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat içinde tıbbi müdahale gerektiren haller ile ivedilikle tıbbi müdahale yapılmadığında veya başka bir sağlık kuruluşuna nakli halinde hayatın ve /veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlardır. Bu tanıma uymayan hasta yeşil alan muayenesine tabidir ki eczanelerde katılım payı çıkmaktadır.

Diğer bir konu ilave ücret alınması konusudur: Bu konu Sağlık Uygulama Tebliğinin 3.3.1. ilave ücret alınması başlıklı maddesinde düzenlenmiş olup  aynı tebliğin 3.3.3 maddesinde ilave ücret alınmayacak hizmetler şu şekilde belirtilmiştir.:

1-Acil servislerde verilen ve sağlık uygulama tebliği SUT eki ek-8 listesinde yer alan 520.021 kodlu “yeşil alan muayenesi” adı altında kuruma fatura edilebilen sağlık hizmetleri hariç olmak üzere, acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri.

2- Yoğun bakım hizmetleri,

3- Yanık tedavisi hizmetleri,

4- Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri),

5- Yeni doğana verilen sağlık hizmetleri,

6- Organ, doku ve kök hücre nakilleri,

7- Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri,

8- Diyaliz tedavileri,

9- Kardiyovasküler cerrahi işlemleri,

 

 

Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine göre Kadın Doğum Hizmetlerinden fark ücreti alınmakta olup, SGK Başkanlığı nın bu konuda ki duyurusu 28 Şubat 2012 tarihinde resmi web sitesinde yayınlanmıştır.

 

%90 Fark Ücreti alınmasına yönelik yapılan açıklama

Bu konu halkımız tarafından 90 TL ilave ücret ödeme olarak algılanmakta ve vatandaşın yanılgıya düşmesine neden olmaktadır. SGK hastanelere, karşıladığı sağlık hizmeti bedelinin %90 kadarını ilave ücret olarak alma hakkını vermiştir. Hastane önceden sosyal güvenlik kurumuna bildirmek ve altı ay süreyle değiştirmemek kaydıyla bu oranı geçmeyecek şekilde ilave ücret alabilir.

 

Örneğin 24,00 TL ortopedi muayenesinden alınacak  ilave ücret maksimum 24 TL nin %90 olan 22,00 TL dir. Dolayısıyla halkımızın özel hastanede muayene olmak için 90,00 TL ödeyeceğini düşünmesi yanlış anlaşılan bir konudur.

 

Ayrıca hastanemizde SUT gereği ilave ücret alınamayacak hizmetler konusunda son derece hassas davranılmaktadır. Başladığı ilk günden itibaren mevzuat çerçevesinde hareket eden hastanemiz bundan sonrada bu konuda örnek olmaya devam edecektir.

Halkımız merak ettikleri her konuda 524 16 66 numaralı hattımızdan çağrı merkezimizi arayarak her konuda bilgi alabilirler.

 

Op. Dr. Bülent PAK                   Op. Dr. İsmail ŞANLI                                İrfan DOĞAN

Genel Koordinatör                           Başhekim                              İletişim Pazarlama ve Anlaşmalı

                                                                                                                Kurumlar Müdürü

 

Sağlık Rehberinde Sağlıklı Beslenme ve Diyet Konuşuldu

Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi sosyal sorumluluk projesi kapsamında başlattığı ve Düzce TV iş birliği ile hazırlanan SAĞLIK REHBERİ programlarının ikinci bölümü 14 Mart çarşamba günü akşamı saat 21.10 da yayınlandı.

Mehmet İbrahimoğlu’ nun sunuculuğunu yaptığı programın bu haftaki konuğu Hayri Sivrikaya Hastanesi Beslenme ve Diyet uzmanı Ebru DURSUN oldu. Sağlıklı beslenme, Sağlıklı zayıflama yöntemleri, Sağlıklı kilo alma yöntemleri, Obezite ve diyabet hastalıklarında beslenme tedavisi ve Doğru bilinen yanlışların anlatıldığı program Düzce ve Bölge Halkı tarafından ilgiyle izlendi. İzleyiciler canlı yayına bağlanarak Diyetisyen Ebru Dursun’ a soru ve sorunlarını iletme imkânı buldular. “SAĞLIK REHBERİ” programının üçüncü bölümünde hastanenin Göğüs Hastalıkları Uzmanı, “Uzm. Dr. Suat KONUK” yer alıyor. “İzleyicilerin soru ve sorunlarının da yanıtlanacağı program 21.03.2012 Çarşamba akşamı saat 21.10 da izleyicisiyle buluşacak.

Sağlık Rehberi Yayına Başladı

SAĞLIK REHBERİ YAYINA BAŞLADI

Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi sosyal sorumluluk projesi kapsamında başlattığı ve Düzce Tv iş birliği ile hazırlanan SAĞLIK REHBERİ programlarının ilki 06.03.2012 Salı akşamı saat 21.00 da yayına girdi. Mehmet İbrahimoğlu nun sunuculuğunu yaptığı programın ilk konuğu Hayri Sivrikaya Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mustafa Atak oldu. Böbrek, Böbrek taşı, idrar yolu hastalıkları, Mesane (idrar kesesi) hastalıkları, İdrar kaçırma, Prostat, Kısırlık tanı ve tedavisi, Varikosel gibi rahatsızlıkların anlatıldığı program Düzce ve Bölge Halkı tarafından ilgiyle izlendi, İzleyicilerin canlı yayına bağlanarak iletmiş olduğu soru ve sorunlar uzman Doktor Mustafa Atak ile yanıt bulurken bazı vatandaşların da memnuniyetlerini dile getirmiş olması dikkatlerden kaçmadı. Hayri Sivrikaya Hastanesi tarafından başlatılan ve Düzce Tv de çarşamba akşamları saat 21.00 da canlı olarak yayınlanacak olan “SAĞLIK REHBERİ” programı, yeni konu ve uzman konuklarıyla Düzce Halkını bilgilendirmeye devam edecek.

Who ve Unicef tarafından Bebek Dostu Hastane Unvanı verilen Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi, “anne ve anne adaylarına, Anne Sütünün önemi ve Emzirme teknikleri konulu bir panel düzenledi.

Who ve Unicef tarafından Bebek Dostu Hastane Unvanı verilen Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi, “anne ve anne adaylarına, Anne Sütünün önemi ve Emzirme teknikleri konulu bir panel düzenledi.

Bebek Dostu Hastane Politikası çerçevesinde, Hayri Sivrikaya Hastanesi Seminer Salonunda düzenlenen panelde anne ve anne adayları,

anne sütünün faydaları ve emzirme teknikleri, emzirmenin 2 yaşına kadar devamlılığı ve ilk 6 ay bebeklere sadece anne sütü verilmesi konularında bilinçlendirildi.

Hastane Eğitim Hemşiresi Esra Akgünoğlu tarafından verilen eğitim, Lansinoh Türkiye işbirliğiyle düzenli olarak verilmeye devam etmektedir.

                  

Duymayan Genç kalmasın!

Duymayan Genç kalmasın!

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte artan cep teflonları Mp 3 Çalar ve Walkman kulaklıklarıyla müzik dinleme alışkanlığı Duyu kaybına neden oluyor bu konuda özellikle gençlere uyarıda bulunan Kulak burun boğaz uzmanı Dr Elif karalı kulakların uzun süre yüksek sese maruz kalmasının kalıcı bir duyu kaybına sebep olabileceğini belirtti.

Özellikle gençlerin kullandığı Mp 3 çalar Walkman ve cep telefonların dan, kulaklıkla müzik dinleme alışkanlığı kulaklara zarar veriyor.Bu konu da özellikle gençlere bir uyarıda bulunan Hayri Sivrikaya Hastanesi Kulak burun Boğaz uzmanı Dr. Elif Karalı Kulağın uzun süre yüksek sese maruz kalmasının işitme kaybına yol açacağını bu işitme kaybının başlangıçta geçici olacağını fakat bir süre sonra kalıcı olabileceğini belirti.12-19 yaş grubunda son dönemde kulaklıkla yüksek ses müzik dinlemeye bağlı işitme kayıplarının arttığını belirten Karalı “Gençlerin sesi çok fazla açmaması gerekiyor .Eğer Kulaklıktan gelen ses 90 desibeli geçiyorsa tehlike çanları çalıyor demektir.Yüksek sese sürekli maruz kalma söz konusu olursa kalıcı duyu kaybı da ortaya çıkar.”Dedi.

Karalı ayrıca Kulaklığın ses şiddetini direk kulak zarına, oradan da iç kulağa ve kulak sinirine yönlendirdiğini ve kulakta kalacak hasarların ilaç veya ameliyat ile tedavi edilemediğini vurguladı.

Dr Karalı son olarak kulak kepçesine takılan kulaklıkların kullanılması gerektiğini kulak içine giren kulaklıkların zararlı Olduğunu ve bu tür kulaklıklarla uzun süre cep telefonu ile konuşmanın da tehlikeli olduğunu belirtti.

Haber;Ozan ERDOĞAN

Hayri Sivrikaya Hastanesi çalışanlarına beden dili eğitimi verildi.
Hayri Sivrikaya Hastanesi çalışanlarına beden dili eğitimi verildi
Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi çalışanlarına Beden dili ve İletişim konulu bir seminer verildi. Seminere birim yöneticileri ve çok sayıda personel katıldı.
Tarih:30.06.2011

Özel Hayri Sivrikaya hastanesinde beden dili ve iletişim konulu bir seminer düzenlendi. Hastanenin Tanıtım ve Halkla İlişkiler Müdürü Yelda Cengiz tarafından verilen eğitime, birim yöneticileri ve çok sayıda personel katıldı.

Slayt eşliğinde beden dili konusunda bilgiler verilerek beden dilinde yapılan hareketlerin anlamları uygulamalı olarak gösterildi. Yelda Cengiz “Çalışanlarımızın kişisel gelişimlerini güçlendirme imkanı sağlamak bireysel, toplumsal ve örgütsel yaşamda başarının kapısını aralayacak teorik ve pratik bilgiler sunmak amacıyla bu etkinlikleri düzenliyoruz ve bu tür etkinliklere devam edeceğiz” dedi. (iha)

Reflü Hastalığı Tanı ve Tedavisi

REFLÜ HASTALIĞI, TANI VE TEDAVİSİ

      Reflü Ne Demektir : Kelime anlamı olarak geri akım anlamına gelen reflü;  Mide veya oniki parmak barsağında bulunan asidin veya safranın  yukarı doğru çıkarak yemek borusuna ve boğaza gelip bir dizi şikayetlere yol açmasıdır.  Normalde yemekler ağızdan  yemek borusuna oradan mideye ve mideden onikiparmak barsağına doğru ilerler. Yemek borusu ile mide arasında halk arasında mide kapağı olarak adlandırılan bir dizi mekanizma ile mide içeiğinin yemek borusuna geçişi engellenir. Bu mekanizmalardan birinin veya bir kaçının bozulması sonucunda mide içeriği yemek borusuna kaçar ve yemek borusunun alt ucunda tahribat meydana getirir. Buna gasroözefagial reflü (GERH) hastalığı denir.  Reflü çok sık görülen bir durumdur.  Yaklaşık olarak  toplumun %20-40 ında haftada bir kez reflü atağı görülmektedir.

Reflü Neden Olur :  Reflü oluşmasınında bir dizi mekanizma vardır. Bu mekanizmaları yapan etkenler şöyle sıralanabilir.   

*Mide ile yemek borusu arasındaki kasların yaptığı mide kapağının gevşemesi
*Mide fıtığı

*Şişmanlık
*
Mideden fazla asit salgılanması
*
Mideden yiyeceklerin barsaklara geçişinin yavaşlaması
*
Sigara ve alkol kullanımı
*
Fazla yağlı yiyeceklerin yenmesi
*
Mideye bir seferde aşırı besin gönderilmesi
*Sırt üstü yatmak

Reflü Ne Gibi Şikayetlere neden olur: Reflü olan hastalarda tipik şikayetler göğüste yanma ve ağıza acı su gelmesidir.Bazende atipik şikayetler dediğimiz boğazda bir şey takılmış hisi, geniz problemleri, hıçkırık, ses kısıklığı, öksürük gibi şikayetler yapar. Bazende kalp krizi ağrısına benzer bir göğüs ağrısı reflü şikayeti olarak karşımıza çıkar. Bazende yetişkin tipi astım hastalarını incelediğimizde esas nedenin aslında reflü olduğunu görürüz.

Reflüde  tanı Nasıl Konur: Reflü hastalığının teşhisinde en önemli faktör hastanın bize anlattıklarıdır. Hastanın şikayetlerine göre reflü olabileceği düşünülür. hastaların % 80 inde sadece konuşarak  tanı konulabilir. Ancak kesin tanı için üst gıs endoskopisi ve phmetre dediğimiz  kullandığımız  bu tanı metodları dünyada olduğu gbib bizde de artık hiç bir yan etki olmadan güvenli bir şekilde ve kolayca uygulanabilir hale gelmiştir.

Endoskopi(gastroskopi) :  hasta hafif uyutulduktan sonra ağızdan  girilerek yemek borusu ve mide ve oniki parmak barsağı, ucunda bir kamera ve ışık kaynağı olan bükülebilir bir alet yardımı ile oluşan görüntünün tv ekranına yansıtılması ile yapılır.Hasta hiç bir şey hissetmez. Reflünün yemek borusunun alt ucunda yaptığı tahribatı gözle görüp tanı koymamıza yarayan  bir yöntemdir. Gastroskopi de hem reflü araştırılır hemde yemek borusu, mide ve onikiparmak barsağındaki kanser, ülser, polip vb. gibi, diğer hastalıların tanısı konulabilir. Aynı zamanda eğer gastroskopide anormal bir şey görülürse bunlardan minik parçalar alıp  patolojik ineleme ile kesin tanı koymamızı sağlar.

 Eğer gastrsokopide reflünün yemek borusunun alt ucunda yaptığı tahribatı görmezsek ki hastaların çoğunda göremiyoruz o zaman başka bir tetkiklere ihtiyaç duyuyoruz. Bunlar ; ilaçlı mide filmi (ÖMD) PHmetre ve empedans ölçümleri ve manometre gibi tetkiklerdir.

Yemek Borusunda 24 Saatlik Asit (pH) Tayini:(PHmetre): Burundan ince  milimetrik bir kateteri mide ile yemek burusunun birleşim yerinin 5 cm yukarısına yerleştirerek  yemek borusuna kaçan asidi 24 saat boyunca yanımızda taşıdığımız wolkmen gibi bir alete kayıt edilmesi ile  yapılır.Rakamlarla bize kesin olarak reflünün olup olmadığını gösteren bir testtir. Bazende  mideye safra reflüsü olur o da yemek buruna geri kaçar ve safra yemek burusu için  mide asidinden daha çok  tahriş edicidir.O zamanda empedans diye başak bir yöntemle bunu tespit etmek mümkündür

İlaçlı Film Çekilmesi: Hastaya ilaç yutturularak film çekilir ve yemek borusu ya da midedeki yapısal anormallikler (mide fıtığı gibi) tesbit edilir.

Relü tedavisi nasıl yapılır. Reflü tedavisinde 3 seçenek vardır: Hastanın dikkat etmesi gereken

1.Sosyal yaşam önerileri ve diyet ,2. ilaç tedavisi ve 3.antireflü cerrahi.

Reflü hastalığı olan hastaların dikkat etmesi gerekenler şunlardır.

* Sırt üstü yatmamak veya baş normalden daha yukarıda olacak şekilde yatmak Yaklaşık 30 derece.
*Mideyi çok dolduracak kadar yememek 3 öğün yerine 6 öğün  ve az yemek.
*Yatmadan önceki 3 saat içerisinda çay, kahve,alkol, kolalı içecekler ve çikolata gibi besinleri almamak
*
Sigarayı bırakmak
*Yemek yiyip hemen sırtüstü
yatmamak
*
Fazla kiloları vermek
*
Mide asidini arttıran ilaçları almamak (özellikle aspirin ve bazı ağrı kesici ilaçlar)
*
Dar pantolon veya etek giymemek
*Boğazda gıcık hissedildiğinde sürekli temizlemeye çalışmamak, su içerek veya yutkunarak gidermeye çalışmak

2. ilaç tedavisi

Reflü hastalığında asit salgısını azaltan veya asitin zarar vermesini önleyecek ilaçlar kullanılır. En çok kullanılan ilaçlar proton pompası inhibitörü (PPI) adı verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar en az 6-8 hafta hatta bazen aylarca kullanılırlar. Doktorunuz bu ilaçların dozunu ve süresini size göre ayarlayacaktır. Tipik reflü hastası ilaçları kullandığında şikayetleri tamamen geçer  ve reflüsüz gibi olur. Aslında reflüsü tedavi olmamaktadır. Sadece yemek borusuna geri kaçan mide asidinin azalması sözkonusudur. ilaçlar bırakıldığında reflü hemen geri gelir. bu nedenle genellikle bu ilaçların  ömür boyu kullanılması gerekir.

3. laparaskopik antireflü cerrahi,

Kişi  eğer yaşam beklentisi uzun olan genç biri ise

Diyet-önlem almak istemiyorsa,

İlaçlardan da fayda görüyorsa

Beraberinde mide fıtığı da varsa,

Yemek borusunun alt ucunda reflünün yaptığı tahribat sonucu barret özefatiti dediğimiz özel bir yara varsa

Kişi kalıcı olarak reflüden kurtulmak istiyorsa kurtulmanın en etkili tedavisi anti reflü cerrahi yani ameliyattır.

 Reflü ameliyatını  laparaskopik yani kapalı olarak genellikle 5-6 milimetrilk delikten sokulan borular vasıtasıyla yapmaktayız. Hasta hastaneye yattığı gün ameliyat olup ertesi gün taburcu edilmekte ve yaklaşık 1 hafta gibi bir süre de de işinin başına dönmektedir.

Ameliyatta temel olarak varsa mide fıtığını onarıp mide ile yemek borusu arasındaki kapak mekanizmasını tekrar oluşturmaktayız.  Ameliyattan sonra genelikle yemek borusnun  ve mide kapağının bu yeni duruma adaptasyonu için sıvıdan katıya geçiş şeklinde 1hafta -15 gün süren bir diyet vermekteyiz .

 

Op.Dr.Fikret BAŞTIMAR Genel Cerrahi Uzmanı

Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi Düzce

www.reflücerrahisi.net

reflü tanı ve tedavi kliniği

sorular için mail adresi fbastimar@msn.com

www.reflucerrahi.com.tr

Tel: 0 532 544 33 32

 

ESWL Taş Kırma Ünitemiz hizmet vermeye başlamıştır.

ÜROLOJİ KLİNİĞİ

ÜRİNER SİSTEM TAŞLARININ ESWL İLE AMELİYATSIZ TEDAVİSİ

 

Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi'nde böbrek ve idrar yolu taşları için Taş kırma (ESWL) Ünitemiz hizmete açılmıştır.

 

ESWL vücut dışında gönderilen şok dalgalarının idrar yolu ve böbreklerdeki taşlar üzerine hedeflenmesi ile bu taşların kırılmasını sağlayan bir yöntemdir. Dünyada Yirmi yılı aşkın süredir kullanılan bu yöntemin diğer tedavi seçeneklerine ( açık ameliyat ve endoskopik yöntemler ) göre önemli avantajları vardır.

 

  Bu avantajlar;

-Genel anestezi gerektirmemesi,

-Vücutta kalıcı hasar bırakmaması,

-Vücut dışında uygulanabildiği için iş ve güce mani olmamasıdır.

 

 

Saygı değer hastamız, ESWL ( Taş Kırma ) işlemi hakkında hazırladığımız bu bilgilendirme formunu lütfen dikkatlice okuyunuz. Burada cevabını bulamadığınız sorularınız olursa lütfen bize sorunuz.

 

 

ESWL İle Taş Nasıl Kırılır?                                              

Kırma cihazı, vücut dışından dağınık olarak gönderdiği ses dalgalarını taş üzerine odaklar. Taş üzerinde çakışan ses dalgaları şok etkisi oluşturur. Ritmik olarak tekrarlanan bu şok taşı parçalar.

Taşlar Nasıl Düşer ?

Taş parçaları idrar yolundan geçerek düşerler.

Ağrım Olur mu ?

İşlem sırasında ses dalgalarının şok etkisi ağrıya neden olabilir ve ağrı kesici uygulamak gerekebilir.Kullanılan ilaçlar ; deri döküntüsü, alerjik tablo , solunum sıkıntısı , uyku hali , terleme ve bulantı yapabilir.Bu ilaçlar kullanıldığı takdirde o gün araç kullanılmaması gerekir.

İşlem ban zarar verir mi ?

Şok dalgaları ; böbrekte küçük kanama odaklarına , tansiyon yükselmesine, idrara protein geçişine , idrarda kanamaya ve kalp ritim bozukluğuna yol açabilir.Bütün bunlar geçici olup ciddi sağlık problemlerine yol açmaz.ESWL tedavisi nadiren böbrek etrafında kan toplanmasına ( hematom ) neden olabilir, ancak çoğu müdahale gerekmeden kendiliğinden dağılır.

Kaç seans gerekir ?

Büyük olan ya da zor ve yavaş kırılan taşlarda taş küçülene dek 3-15 günlük aralarla seanslar tekrarlanır.Seans sayısı taşın cinsine ve büyüklüğüne göre değişir.

Başka bir tedavi seçebilir miyim ?

Böbrek taşı tedavisinde , diğer tedavi yöntemleri ( endoskopi ve ameliyat ) ile kıyaslandığında ESWL ‘nin hastaya en az zarar veren etkin ve ekonomik bir tedavi yöntemi olduğu açıktır.Uygun hastalarda ilk tercih mutlaka ESWL olmalıdır.

Taş kırım öncesi ne yapmalıyım ?

Randevuya mutlaka aç geliniz.Mümkünse randevu günü sabah banyo yapınız.Bu mümkün olmazsa müdahale yapılacak vücut bölgesini sabunlu bez yada alkollü pamukla temizleyiniz.

Kan sulandırıcı ilaç alıyorsanız , kalp piliniz varsa , gebelik şüphesi varsa mutlaka bunu hekiminize bildiriniz.Hekiminiz herhangi bie tetkik istemişse yaptırmayı unutmayınız.

Taş kırma sırasında nelere dikkat etmeliyim?

Taş kırma odaklandıktan donra kesinlikle hareket etmemeli, vücut pozisyonu değiştirilmemelidir.( Şut odağı kayar tedavi başarısız olur )

Taş kırma sonrası yapmam gerekenler nelerdir ?

İl gün istirahat ediniz.İdrarınızda kanama , tedavi uygulanan bölgede ağrı olabilir, endişelenmeyiniz.Bol su için , sıcak tatbik edin ve verilen reçeteyi uygulayınız.İlk günden sonra bedensel hareket yapınız. ( özellikle ip atlama veya koşma tavsiye edilir. )

İdrarınızı mutlaka bir kaba alarak taş dökme sürecini kontrol ediniz ve büyük taş parçalarını analiz yaptırmak üzere saklayınız.

Geçmiş olsun.

Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi

ÖN ÇAPRAZ BAĞ REHABİLİTASYONU

ÖN ÇAPRAZ BAĞ REHABİLİTASYONU

Ön çapraz bağ diz içinin en büyük bağlarından biridir. Ön çapraz bağ, arka çapraz bağ ile birlikte dizin sabit kalmasını sağlayarak, uyluk kemiğinin kaval kemiği üzerinden kayma ya da dönme yapmasını engeller. Travma sonrasında dizde en sık yaralanmaya uğrayan bağdır. Ön çapraz bağ yaralanmaları genellikle spor aktiviteleri sırasında; koşarken-kayarken yavaşlama ya da ani olarak yön değiştirmelerde, zıpladıktan sonra yere inerken, dizin dönmesi ve dize gelen direkt darbeler sonrasında gelişmektedir.

Ön çapraz bağ yaralanması olan hastanın cerrahi tedavisi ve sonrasında uygulanacak uygun rehabilitasyon programına alınması tedavi sürecinin olumlu sonuç verebilmesi açısından önemlidir.

Cerrahi tedavi sonrasında zamanında ve uygun şekilde rehabilitasyon programına alınmayan veya geç başlanan durumlarda eklem hareketlerinde kısıtlanma, eklem sertleşmesi, kas gücü kaybı, diz eklemini düzeltmede zorluk, tam bükmede-çömelmede zorluk oluşabilmektedir. Bu da kişinin yaşam aktivitelerini yerine getirmesi sırasında, yürüyüşünde aksaklık, ağrı oluşmasına dolayısı ile yaşam kalitesinin düşmesine neden olmaktadır.

Hastanemizde ön çapraz bağ operasyonundan 10 gün sonra hasta 6–9 hafta süren, uluslar arası Ön Çapraz Bağ Rehabilitasyon Tedavi Protokollerini içeren rehabilitasyon programına alınır. Rehabilitasyon programı;

  • Egzersizler
  • Soğuk ve sıcak uygulamalar
  • Preprioseptif eğitim
  • Bisiklete binme
  • Kas sitimülasyonu’nu içermektedir.

Tedavi şekilleri ve uygulamaları hafta hafta ilerler. Rehabilitasyon evrelerine göre hedefler farklılaşır. Örneğin erken dönemde hedef eklem bölgesinde şişliğin azaltılması ve ağrının hafifletilmesi, eklem mobilizasyonun sağlanması, hastanın yürütülmesi iken tedavinin ilerleyen dönemlerinde ise hedef diz ve bacak çevresindeki kasların kuvvetlendirilmesidir.

Rehabilitasyon programı sonrasında hastadaki gelişmeleri ve iyileşmeyi kontrol etmek için bazı testler uygulanır. Çıkan sonuçlar Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Uzmanı ve Fizyoterapist tarafından değerlendirilir ve tedavisine yön verilir.

      Hastalarımız uygulanan bu tedaviler sonrasında günlük yaşamlarına dönebilir, düz koşu yapabilir, diz eklemini tam bükmede-çömelmede sıkıntı yaşamaz ve iş hayatına dönebilir. Bu sayede kişinin yaşam kalitesi de yükselmiş olur. Sağlıklı günler dileği ile…..

                                                                                          

                                                                                             FİZYOTERAPİST

                                                                                              RAMAZAN GEL

hsh facebook'da
hsh twitter'da
hsh g+'da
hsh linkedin'de
hsh youtube'da
hsh youtube'da
Nöbetçi Eczane
Kayam Eczanesi
Hayri Sivrikaya Hastanesi Yanı
Tel: 0 380 535 30 30 | Merkez
Melen Eczanesi
Kiremit Ocağı Mahallesi İstanbul Caddesi No.127/B (Yimpaş Karşısı)
Tel: 0 380 514 17 82 | Merkez
ÜCRETSİZ HASTA SERVİSİ
Servis Saatleri : 09:00 - 10:00 - 11:00 - 12:00 - 13:00 - 14:00 - 15:00 - 17:15
Servis Güzergahı : Hastane, Çoban, Atatürk Bulvarı, Başaran Kırtasiye, İstanbul Cd., SSK, Eski Otogar, Sagus Köprüsü, Küçüksu Köprüsü
ÖZEL HAYRİ SİVRİKAYA HASTANESİ
Cumhuriyet Mah. D-100 Karayolu / DÜZCE
Tel: 0.380.5241666 - Faks: 0.380.5247741
info@hsh.com.tr
© 2007 - 2017 Düzce Özel Hayri Sivrikaya Hastanesi
Neo Tasarım Hizmetleri